Ustam

          Ustam*

 

Dîvanda divaneyim, aklım fikrim dârda

Figanda bülbüllerim güllerim hep hârda

Vuslatın anahtarı sabrımdır ki; yârda

Çiçeklerin yaprağı kor'muş kor be ustam! ...

 

Âkıl çölüne düştüm bir damla yok akıl!

Sarp geçit buldum akla; sanki sıratta kıl

Duysana beni gölgem kalk peşime takıl

Gölge yürür işitmez ker'miş ker be ustam! ..

 

Nasıl ısınır buzlar? ısınırsa haşlar!

Çözülmeler ölmeler burada mı başlar?

Ya gözümüzden sızan kuruyan o yaşlar? !

Ki; yaşadıkları çok, zor'muş zor be ustam! ..

 

Gözyaşımız kurudu, yanağımız küstü

Dikildi kalbimize gurbet elin büstü

Talan olur yurdumun sensiz altı-üstü

Seni görmez gözler kör’müş kör be ustam! ..

 

Bir soluk nasıl ağır gelirmiş yüreğe?

Kötüler avlaktaymış çıkmışlar süreğe!

Kılavuz kaptan; haktan asıldık küreğe!

Yiğitlik okyanusu, yâr’mış yâr be ustam! ..

 

Hangi sonda ne biçim ve nasıl bir ebet?

Bir aşk-ı muhabbetmiş: sensizlik müebbet!

Gölgenin düşmediği her mekan garabet!

Her sonun başlangıcı sır’mış sır be ustam! ..

 

Şems’de bilmişti usta, vereceği başı!

Gayrı hiç kâr etmedi susta gözün yaşı

Gökyüzü sofrasından muhabbet aşı!

Bizden de istenilen ser'miş ser be ustam! ..

 

 

(*) Güvenilir, Emin, İtimat edilir…

 

 

Orkun Işık

on 14 Kasım 2013
Gösterim: 1913

Yorum Yapabilmek için Siteye Kayıt olmanız gereklidir.

Siteye Kayıt için Tıklayınız.

Yukarı Kaydır