BİR İHTİYAR ADAM VARDI!

Bir ihtiyar adam vardı titrek elleri aksayan adımları
Görecekmiş gibi bakardı görünmeyen yarınları

Bu gün her günden başkaydı bilmem neden
Ağlıyor içi bu gün san ki gülerken

Ağır ağır adımlarla geçerken sokağı
Başı ağrıyor zonkluyordu şakağı

Sürüklenen ayaklarından çıkan toz duman
Gidici mi nedir diyorlardı bu adam

Ah.. bir dönebilse şu ilerde ki köşeyi
Kahvehane de fokurdatırdı nargileyi

Hiç değişmedi şu sokaklar diye söylendi
Sabah geçmiş vakitlerden öğlendi

Daha mı ağırdı bu gün dünden giderken
Elleri titriyordu bastonunu çekerken

Bakkal,kasap,manav bu gün dışarıdaydı
Hep birlikte ihtiyara bakışıyorlardı

Yeni mi gördünüz ne var! Dile söylendi durdu
Bastonunu gösterdi tebessümle yere vurdu

İçinden bir şeyler çekilip gidiyordu
İki adımda biten sokak uzadıkça uzuyordu

Kararsız kaldı bir müddet öylece
Erken yatmalı soğuk dedi bu gece

Ellerinin titrediğini hissetti birden
Geri dönmeli deyip döndü birden giderken

Her zamankinden fazla ağırdı ayakları
Zangır zangır titriyordu bacakları

Son beş yıldır elinden düşmeyen bastonuna
Sıkıca tutundu yalnızlığında can dostuna

Oturmak istedi bir sigara içimlik
Döneyim kalsın kahvehane dedi bu günlük

Eli daha da titredi baston kaydı elinden
Birkaç damla yaş geldi gözlerinden

Geri dönmek için son bir kez hamle yaptı
Yıllardır toz duman ettiği sokağa baktı

Baston düşse de ayaktayım hala der gibi
Bütün gücüyle doğruldu heykel gibi

Gözlerinde kayboldu insanlar sisli ve puslu
Buymuş her şeyin ve yaşamanın sonu

Uzandı kaldırıma boylu boyunca
En rahat yatağında yatarcasına

O zamana kadar farkında olmayanlar
Oldular farkında koşuşan insanlar

Yanına ulaşan birkaç adam zavallı dedi
Elleşip dönemediği evine götürdü

Bir ihtiyar adam vardı titrek elleri aksayan adımları
Vardı işte öyle bir adam bir ihtiyar adam

(Haziran 2001 Kırşehir)
Hüseyin Tuztaş

 

on 28 Haziran 2016
Gösterim: 721

Yorum Yapabilmek için Siteye Kayıt olmanız gereklidir.

Siteye Kayıt için Tıklayınız.

Yukarı Kaydır