Bir baba düşlüyorum gözleri kalbime bakan

avuçları yudum yudum akan gözyaşlarıma uzanmış

sanki hiç toprak olmamış gibi

siz hayata aşk sığdırdınız
biz aşka hayat

............................. 

ekmeğim gibisin
ondandır sevgini öpüp koyuşum başıma 

İdam

İp asılınca çocuğun boğazına
Annesinin kek kokusunu anımsadı
Atınca adımını kokuya
Kokusu annesinin yüreğine asılı kaldı

bir göz odalı kalbim
parmaklıksız bedenimin arkasında

çocukluğumda tutacağım tüm eller gözlerim görmeden toprak oldu
iki katlı toprak bir evde
bir el yalnızlık çiziyordu duvara

Doğdun ya
Annenden bir kişi eksildi
Sende bütün dünya birikti

Doğdun ya
Baban yüzünü yüreğine biriktirdi gitti
Sen üstündeki bütün topraklarını yüreğine

On bir kırmızı gül sepetim
Yapraklarınız intihar ederken sonbaharda
Dikenleriniz gerdanlık gibi
Eksikliğine batıyor
Aşığız biz
İçimdeki seninle
Sana

Konak değildi ...

İki katlı

Toprak yığını belki

İzi babamın sırtındaydı hala

Ölmeden biraz önceye kadar

Kapısı vardı tahtadan

Açılmıyordu kimseye

Çırmıktı nire İstanbul nire
Atıverdiler okula
Büyüdüm mü büyümedim mi bakmadan
Doldurdular koltuğumun altını
Kocaman kocaman kitaplarla


Çırmıktı nire İstanbul nire
Atıverdiler aşka
Daha dün oyun arkadaşı değil miydik kızlarla
Doldurdular yüreğimi
Kocaman kocaman duygularla

Farzet

  yazdığım hiçbir şiir sana yazılmadı

Sen benim her şeyim değilsin

Ben senin hiçin

Sayfaları yırtmadım gecenin karanlığında

Yatak yapmadım güneşi

Bakmıyordu gözlerim gizli gizli

Kör olmamıştı umutlarım

Küçük şeyleri sevdim ben

Hala özlerim iki kulaklı saatimizi

Duvar halımız ilk arkadaşımdı

Resimleri ilk düşüm

Geyikleri avlamak hiç aklımdan geçmedi

Çocuk gibiydi bir havlunun üstünde

Yalanda olsa konuşurdum onlarla

Tren resimli saatti bütün zamanlar

Yaralarımız eksik olmaz bizim

Yıldızlara tutmuşlar karanlığımızı
Güneşimiz susmuş konuşamıyor ışıltısı

Biz çıkıyoruz sanıyorlar kalbimizi açınca
Oysa
Zemheri avuçluyor suskunluğumuzu

Yok olmadılar...
Toprağa akan nehirlerimiz
Çukur dolu denizler birikti yüreğimizde

Bir Çocuk Bir Anne Ve Baba

Bir çocuk bir anne ve baba
Bir aile kaç kişiden oluşur ki
Hangisinin eksilmesi
Bir çocuğu daha çok azaltır
Oysa
Bir oyuncak yarası kadar olmalı
Çocuğun kırıklıkları

 Evimiz babamın gelişini sever

Ayaklarının sesi hafif
Bir benim kulaklarımın duyduğu

Ayaklarının her adımı bana doğru
Unutmuş diğer yitirdiklerini
Yeterince kucaklayamadığından olacak
Bana gönderiyor her sesini

Evimiz babamın gelişini sever
Ellerini saklar
Taşıdığı toprağın her zerresi
Evimizin toprağı en çok beni ısıtır

Sunay Akına
Senden öğrendim
Dudak payı acıları
Antik acılar çarşısından satın almayı
Gözlerde güneş varken
Kalplerin şemsiyesizlikten ıslandığını

Halanın mirasıydı ikimize de
Bir yumurtayı ikiye bölmek

... Şimdi yalnız beyaz perdede izliyoruz
Birlikte tutuşmaktan yanan elleri
sen annenin ilaç kaplarıyla oynarken öğrendin

İLK AŞK

sıcaklığı
yokluğunda bile kalbime dokunuyor
sıranın

kim olduğunu bile bilmeden sevdim seni

ilk tanışmamızdı
size bir soru sorabilir miyim cümlesi
alnımdaki heyecan terleri
size ilk hediyemdi

sonra koşarak sizden uzaklaştım
o kadar ateş doldurmuştu ki
ellerinizin ellerime ilk değişi

neden hep yağmur düşer
benim şiirlerimden
ya da yaprak

bir hikaye vardır içlerinde

biri yazın buharlaşır
kışın donar
baharda serpilir yere

diğeri

baharda açar sonbaharda kurur
kışın
saklanır bir dalda

Kömür
Gözlerime bakmayın
Bu gün her zamankinden daha siyah
Daha katman acı
Kömür akıyor

,,,,,,,,,,,,,

Evlerimiz siyahtı
Gözlerimiz siyahtı
... Saçlarımız siyahtı

Kefenimiz beyaz

   
© SEVGİ PINARI