Can Bartu

 

 31 Ocak 1936’da, İstanbul’da dünyaya gelen Can Bartu, spora, Fenerbahçe’de basketbol oynayarak başladı. Altı kez, basketbol millî takım formasını giyen Bartu, daha sonra Fikret Arıcan’ın aracılığıyla Fenerbahçe’de futbol oynamaya başladı.

  Fikret Arıcan'ın sayesinde futbolu seçerek Fenerbahçe'de birçok başarılı maç çıkardı. 1961'de İtalya'nın Fiorentina takımına transfer oldu. Daha sonra Venezia ve Lazio'da da oynadı. 1967'de Fenerbahçe'ye döndü. Sarı-Lacivertli forma altında 326 maç oynadı, 162 gol attı. Türkiye - Romanya maçında kaleci Turgay Şeren'in sakatlanması üzerine kaleye geçti. Ve bu tecrübesinde 1 gol yedi. (1958-Son 7 dakika). Avrupa kupalarında final maçı oynayan ilk Türk futbolcusu oldu.(Fiorentina-Atletico Madrid) milli formayı 26 kez giydi ve 6 gole imza attı.

 

Gün geçtikçe ünü yayılan yıldız, Türkiye’ye sığmadı. Fenerbahçe’de oynarken, Macar şampiyonu Csapel’le İstanbul’da yaptıkları maçta 97’nci saniyede yenilen gole 86’ncı dakikada karşılık verdi ve maç 1-1 bitti. 3-2 kazanılan rövanş maçında ise oynadığı futbolla sadece Fenerbahçelilerin değil, Macarların da gözlerini kamaştırdı. Maç sonrası soyunma odasına gelen Hidegkuti, Lantos ve Kocsis, Bartu’nun boynuna sarıldı. Bir zaman sonra Fiorentina’ya teknik direktör olan Hidegkuti o gün aklına koyduğu 8 numaralı Bartu’ya talip oldu ve Sinyor’luk günleri başladı.

Tesadüf o ki, bu toprakların iki yıldızı Can Bartu ve Metin Oktay aynı sezon İtalya’ya transfer oldu. Taçsız Kral “futbolcu cehennemi” memleketin Palermo takımında sadece bir yıl kalabilirken; Bartu ise Fiorentina, Venezia ve Lazio’da altı yıl top koşturdu. Özenli ve zevkli giyiminden ve ustanın deyişine göre zarif futbolundan dolayı Türkiye’de “Baron” olarak anılan Bartu’ya, İtalya’ya gidince Türk basını “Sinyor” lakabını taktı. İtalyanca “Bey” anlamına gelen bu lakap için Bartu, “Baronluktan sinyorluğa düştük” esprisini yapsa da lakabın onun jantiliğini yansıttığı çok açıktı.

Can Bartu, yurda döndüğünde takvimler 1967’yi gösteriyordu. Üç yıl daha top koşturacağı sahalarda yine fırtınalar estirdi. Fenerbahçe’nin Manchester City ile oynadığı maçta yaptığı taktikler, futbolu Avrupa’da görüp farklı bir açıdan değerlendirdiğinin kanıtıydı. Takımı 2-1 öndeyken geriye kalan 14 dakikada riske girmek istemediği için santradan başlayarak topu sürekli taca çıkardı, kale çizgisine kadar taç kullanarak geldi. Öyle ki rakip teknik direktör Allison’ın hakeme “Bu adam bize top oynatmıyor” yakarışı, “Yaptığı her şey kuralına uygun” cevabını aldı!

1970'te futbolu bırakan Can Bartu, futboldan kopamayarak, günümüzde spor alanındaki deneyimlerini, bilgi birikimini en iyi biçimde kullanarak gazete ve dergilerde spor yazarlığı, Fenerbahçe Televizyonu'nda Can Bartu ile Futbol Gündemi programında yorumculuk yapmaktadır. Şık giyimi nedeniyle İtalyan futbolseverler tarafından "Sinyor Bartu" olarak tanınan Can Bartu, Türk futbolunun "sinyor"u olarak unutulmazlar arasındaki yerini aldı. Şu anda spor yazarlığı yapmakta. Aynı gün içinde Galatasaray'a basketbolda 28 sayı, futbolda 2 gol atarak tarihe geçmiştir. Can Bartu 2008/2009 sezonu UEFA Kupası finalinin Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadyumu'nda oynanacak olması nedeniyle, 29 Ağustos 2008 tarihinde yapılan 1. tur kura çekimlerinde Fenerbahçe'yi temsilen yer almıştır.

1949 yılında basketbola Fenerbahçe genç takımında başlayan Can BARTU’nun ilk antrenörü Önder DAİ idi. Önder DAİ, basketbol sevgisi ve oyuncularıyla daha iyi ilgilenebilmek için Tıp doktorluğu mesleğini bırakan bir basketbol aşığı antrenördü. Can BARTU, basketbol oynarken Fenerbahçe genç takımıyla gittiği bir Edirne deplasmanında Edirne karması ile yapılan maçta basketbol sahasından takımıyla birlikte galibiyetle ayrılsa da, aynı gün Edirne’de oynanan maçta Fenerbahçe Genç Futbol takımı Edirne karmasına 3-0 yenilmişti. Dönemin Fenerbahçe Futbol Genç takımı antrenörü Reşat ERKE, Can BARTU’nun iyi bir futbolcu olduğunu duymuştu. Fenerbahçe Genç Futbol takımı antrenörü ertesi günkü Edirne karması maçına Can BARTU’yu belki de takım için bir kurtarıcı olarak davet etmişti. Can BARTU, daha ilk maçında çok güzel bir oyunla ve de 1 gol atarak takımına galibiyeti getiriyordu. Ardından 3 ay sonra dönemin A Milli Futbol takımı sorumlusu Eşfak AYKAÇ tarafından Milli takıma çağırılarak, ilk  Milli Maçına çıkmıştı. A millî formayı toplamda 26 kez giydi ve 6 gole imza attı.

Çok az Milli maç yapılan yıllara denk gelmesi nedeniyle 7 kez Basketbol A Milli olan Can BARTU, muhtemelen Türkiye’deki ilk Jump-Shot’ı atan oyuncuydu. Can BARTU, futbola uzun yıllar Fenerbahçe ve İtalya Seri A’da başarıyla devam ederek Futbol ve basketbol dünyamızın unutulmazları arasında en ön sıralardaki yerini almıştır.

Adı marşlara yazılan, tesislere verilen Fenerbahçe’nin ikonik ismi Can Bartu, günlerden bir gün minyatür kale maçında Galatasaraylı arkadaşlarıyla aynı takımda oynadı. Yıllar sonra arkadaşı Metin Oktay’ın jübilesinde centilmence Galatasaray formasını üstüne geçirdiğini bildiğimiz Can Bartu aslında ezeli rakibin formasını ilk kez o gün giymişti. Üstelik bu formayla o gün Fenerbahçe’ye dokuz gol atarak! Maç, çıkan kavga nedeniyle tamamlanamasa da genç yetenek anında fark edilmişti bile. Hemen Baba Gündüz’e gidilip Can Bartu’nun yeteneğinden bahsedildi; 5 bin liraya Galatasaray’da oynayabileceği söylendi. Sinyor, teklifi kabul eder miydi bilinmez ama Gündüz Kılıç bu topa hiç girmedi. Can’ı tanıdığını ve onun asla futbol için basketboldan vazgeçmeyeceğini söyledi.

 

11 Nisan'ı 12 Nisan'a bağlayan gece İstanbul’da hayatını kaybeden efsane futbolcu Can Bartu için Fenerbahçe Ülker Stadyumu'nda tören düzenlendi. Törene futbolcularla birlikte teknik adamlar ve yöneticiler de katıldı.

Bartu'nun cenaze namazı Marmara İlahiyat Fakültesi Camii'nde kılındıktan sonra Karacahmet'e defnedildi.

Bartu için düzenlenen törende konuşan Ali Koç, şu ifadeleri kullandı:

"Bir efsanemizi daha uğurlamak için buradayız. Bizi yalnız bırakmayan, acımızı paylaşan herkes teşekkür ediyorum. Törenimize devletimizi temsilen teşrif eden, iyi bir Fenerbahçeli olan Gençlik ve Spor Bakanımıza teşekkür ederiz. "

"Vefat haberinin geldiği andan itibaren ulaşan, üzüntüsünü paylaşanlara teşekkür ediyorum. Örnek kişiliği ve asil duruşuyla, lafını esirgemeyen dobra karakteri, sıra dışı hikayeleri ve eşsiz başarılarıyla; her şeyden öteye iyi insanlığıyla efsane olmuş, adını altın harflerle tarihe yazdırmış çok büyük bir Fenerbahçeliyi kaybettik. Tüm Türkiye’nin başı sağ olsun"

Fenerbahçe Kulübü Yüksek Divan Kurulu Başkanı Vefa Küçük de Can Bartu'nun sadece Fenerbahçe'nin değil Türk sporunun saygı duyduğu bir isim olduğuna vurgu yaparak, şu ifadeleri kullandı:

"Lefterler, Canları ve daha nicelerini seyretme bahtiyarlığına ulaştım. Can Bartu, Türk toplumunda çocuklara ismi verilen sembol biriydi. Benim büyük torunuma da Can ismini verdik. Onun önünde saygı ve sevgiyle eğiliyorum."

Fenerbahçe Futbol Takımı Kaptanı Volkan Demirel, Can Bartu'yu kaybettikleri için çok üzgün olduklarını dile getirerek, şöyle konuştu:

"Çok büyük bir abimizi kaybettik. Hepimizin başı sağ olsun. Can abimizin Türk futbolunda çok özel bir yeri var. Her zaman kalbimizde yaşayacak. Bize emanet ettiği bu formayı her zaman yanımızda taşıyacağız. Çubuklu için yaşayanlar hiçbir zaman ölmez."

Can Bartu'nun kızı Gülfer Arığ tarifsiz bir duygu yaşadıklarını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:

"Ailemiz, Fenerbahçe ve Türk sporu için büyük kayıp. Acımıza ortak olan herkese teşekkür ederiz. Ondan bu büyük camiayı dinlemek benim için paha biçilmez bir duygu oldu. Onu anlatmaya burada zaman yetmez. Bıraktığı hatıralar benim için ebedi kalacak. İyi ki Türk sporunun ve Fenerbahçe'nin efsanesi benim babam olmuş. Bize başsağlığı dileyen herkese yanımızda oldukları için annem ve kendi adıma teşekkür ediyorum. Yarınki Galatasaray derbisinde Mehmetçik Basri, Lefter, Can gibi layık olun bu taraftara."

Can Bartu'nun eşi Güler Bartu ise konuşmasında şunları söyledi:

"En son köpeğimizin adını 'Top' koyma konusunda tartıştık. Can, 'Ben hayatımı bundan kazandım, köpeğimizin adı Top olacak.' dedi. Dün oğlumuzun babasını kaybettik. Can, bana çok güzel anılar bıraktı. Dün anladım ki çok güzel dostlar ve arkadaşlıklar da bırakmış. Bizi arayarak taziyelerini ileten herkese teşekkür ediyorum."

Yapılan konuşmalar ve okunan duaların ardından Can Bartu'nun naaşı, Fenerbahçeli futbolcular tarafından bulunduğu platformdan alınarak stat dışında cenaze aracına kondu.

Can Bartu'nun cenazesi, öğle vakti Marmara İlahiyat Fakültesi Camisi'nde kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Spor kariyeri:

1951-1956 yıllarında Fenerbahçe altyapısında

1956-1961 yıllarında Fenerbahçe profesyonel

1961-1962 yıllarında Fiorentina

1962-1963 yıllarında Venezia

1963-1964 yıllarında Fiorentina

1964-1967

1967-1970 yıllarında Lazio

 

 KAYNAKÇA: Biyografya.com, Sporda Bir Efsane: Can Bartu (buyukulupdergisi.com, 23 Haziran 2011), Ali Civan / Basketbol ve Futbolun Sinyoru Can Bartu (turksektorel.net, 8.7.2011), Altan Tanrıkulu / Can Bartu neden efsane (hurriyet.com.tr, 06 Ekim 2013), Yazı Özlem Küçük / Baron: Can Bartu (fourfourtwo.com.tr, 14 Ocak 2016), Can Bartu Biyografisi (haberler.com. 8.7.2016), Fenerbahçe 'Sinyor'unu uğurladı - Can Bartu'ya veda (ntv.com.tr, 13.04.2019).

on 14 Nisan 2019
Gösterim: 568

Yorum Yapabilmek için Siteye Kayıt olmanız gereklidir.

Siteye Kayıt için Tıklayınız.

Yukarı Kaydır