Abdurrahim Karakoç

 

 ÖNSÖZ:

Abrurahim Karakoç 20. yüzyıl Türkiyesinin en güçlü şairlerinden biridir. Elbistanda çalıştığım süre içinde adeta onun yaşadığı atmosferi soluyarak o toprakların bereketi ile insanların nasıl üretken olduğunu gördüm. Orta okul yıllarında almış olduğum "Vur Emri" adlı şiir kitabı ile kendisini tanıdım.

Onun yüreği engin zekası ve hicvi adeta insanı büyüler.Elbistanda görev yaptığım sıra da yine hakim beğ şiirine konu olan davasının ben tayin olmadan sonuçlandığını ve bu tapu iptali davasının gerçekten uzun sürdüğünü öğrendim. Amacımız bu yazı ile onun hayatını kısaca anlatırken, sitemizde ona ait bir sayfada onun güçlü şiirlerinin bu site vasıtası canlı taze tutmak daha değişik kesimlere ulaşmasını sağlamaktır.



HAYATI :

 

1932 yılının Nisan ayında Kahramanmaraş ili, Ekinözü ilçesinde dünyaya geldi. Dedesi, babası ve kardeşleri de şair olduğu için küçük yaşlarda şiire merak sardı. İlk yazdığı şiirleri 2 kitap olacak hacimde iken beğenmeyip yaktı ve 1958 yılından itibaren yazdıklarını 'Hasan'a Mektuplar' ismi altında 1964 yılında 10.000 adet bastırdı. Fedai Yayınları arasında çıkan bu eser kısa zamanda tükendi ve 2. baskısını yine 10.000 adet bastırdı.

1958 yılında bulunduğu kasabada belediye mesul muhasibi olarak memuriyete girdi. 1981 yılı Mart ayında emekli oldu.

Mücadeleci şiirlerinin çokluğu şartlardan kaynaklanmaktadır. 27 Mayıs Darbesi, zinde güçler, demokrasi maskaralığı ve haksızlıklar hiciv şiirlerini besledi. 30'a yakın davada yazdığı şiirler nedeniyle yargılandı, hepsinden beraat etti. Avukat tutmadı, hep kendi kendini savundu. Hiçbir iktidarla barışık olmadı.

Şiirlerinde esas unsur insandır. Serdengeçti, Töre-Devlet, Ocak, Yeni Düşünce, Yenisey, Alperen yayınları olarak şimdiye kadar 12 şiir kitabı, bir tane de makalelerinden derlenen nesir kitabı çıktı.

1985 yılında gazeteciliğe başladı. Bir ara politikaya girdi ve ayrıldı. Niçin girip, niçin ayrıldığını bir röportajda şöyle cevaplandırdı: 'Allah rızası için girmiştim, Allah rızası için ayrıldım'. 2012 yılında ciğerlerindeki enfeksiyon nedeniyle bir süre Konya'da tedavi gördü.

7 Haziran 2012 tarihinde, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesinde yoğun bakımda iken hayatını kaybetti.  İnanıyorum ki onun yiğitçe açtığı çığırdan bir çok yürekli şair yetişecek ve asırlarca onun duygularını şiirlerinde dillendirecektir. Kendisine Allah'dan rahmet diliyorum. Mekanı Cennet olsun..

Yayınlanmış eserleri:


Hasan'a Mektuplar (1965)
Akıl Karaya Vurdu(1965)
Eli Kulakta (1969)
Vur Emri (1973)
Kan Yazısı (1978)
Suları Islatamadım (1983)
Beşinci Mevsim (1985)
Dosta Doğru, Akıl Karaya Vurdu (1994)
Yasaklı Rüyalar (2000)
Gökçekimi (2000)
Gerdanlık - I (2000)
Gerdanlık - II (2002)
Parmak İzi (2002)
Yağmur Yerden Yağar (2002)
Anadolu'da Bahar(2006)
Barış Çağrısı-Dünya Barışına Çağrı Grubu-Meneviş Yayınları(2009)
Aynanın İki Yüzü
 
Şiirlerinden bir kaçını sunuyorum.



HAKİM BEĞ



Gene tehir etme üç ay öteye,

Bu dava dedemden kaldı hakim beğ

Otuz yıl da babam düştü ardına;

Siz sağolun, o da öldü hakim beğ.



Kırk yıl önce; yani babam ölünce,

Kadılıklar hakimliğe dönünce,

Mirasçılar tarla, takım bölünce,

İrezillik beni buldu hakim beğ,



Yaşım yetmişiki, usandım gel - git,

Bini geçti burda yediğim zılgıt;

Eğer diyeceksen " bana ne, öl git";

Oğlumun bir oğlu oldu hakim beğ.



Sekiz evlek tarla, bir geverlik su,

Yüz yılda höküme bağlanmaz mı bu?

Kazanmasam da hu, kazansam da hu!

Canım ta burnuma geldi hakim beğ.



Keşife, meşife, damgaya, harca

Kanımız kurudu harca da harca...

Sayenizde avukatlar yıllarca

Fakiri yoldu da yoldu hakim beğ.



Mubaşir itekler, katip zavırlar;

Değişti bizde de göya devirler

Yüz yıl önce adam yiyen gavurlar,

Tapucuyu aya saldı hakim beğ.






HASANA MEKTUP



Çok oku, çok düşün, çok şeyler anla,

Aha bu mektubu alınca Hasan.

Manalar iplikten incedir amma,

Kelimeler biraz kalınca Hasan.



Gene ağzımızı açmıyor bıçak,

Huzur size ömür..... Dert salkım saçak.

Oyuna kalkıyor yüzlerce köçek,

Batıdan bir hava çalınca Hasan.



Kök saldı bahçede ayrık otları,

Yemler pay edildi, sattık atları.

Biz kovalım derken baştan bitleri,

Sülükler yapıştı, kulunca Hasan.



Süt dolu güğümü çalarız taşa,

Kutsal görevimiz "Sağol çok yaşa !"

Mülkte hakikati aramak boşa,

Tüm suçlular güçlü olunca Hasan.



Derisini yüzdük demokrasinin,

İşi iştir imtiyazlı asinin.

Hakikatte vahşi, sözde "vasinin"

Dörtnala gidilir yolunca Hasan.



Canım Hürriyeti koydunsa ara,

Ekmek yalınayak kaçtı dağlara.

Çevremize küsmüş kardeşlik var ya,

Haber ver, izini bulunca Hasan.



Soysuzlar taş atar mukaddesata

Karşı duramazsak bizdedir hata.

Tahammül teşviktir, böyle hayata,

Öl..İnsan küçülmez ölünce Hasan.



Hüseyin Tuztaş


 

on 08 Haziran 2012
Gösterim: 2575

Yorum Yapabilmek için Siteye Kayıt olmanız gereklidir.

Siteye Kayıt için Tıklayınız.