Şairlik dediğin sırrı hikmettir

Rahimde açılır dilimiz bizim

Kızılırmak dengi kaynak yürekler

Derindir ummandan gönlümüz bizim

 

Arı vahşi amma lezzet balında

Hiç bülbül durur mu söğüt dalında

Ferhat neler yaptı  Şirin yolunda

Aşar karlı dağdan yolumuz bizim

Sabırla, azimle geldik bu kadar

Ha vardık tepeye, ha varacağız.

Vur kazmayı Ferhat biraz daha var

Ha deldik dağları, ha deleceğiz.

 

Çalıştık geceyi gündüze katıp

Buz gibi taşlarda, soğukta yatıp

Yağmurda sellerde çamura batıp

Ha erdik huzura, ha ereceğiz.

Unutulur güzelim unutulur

Kahırlar kederler

Ölümler bile unutulur

Verilen sözler

Paramparça sevgiler bile unutulur

Yapılan yeminler

 

Kanayan kalbler bile unutulur

Pırıl pırıl aşklar

Sevginin ,dostluğun kaynağı sensin

Seni sevdiğimi  bil diye yazdım.

Tekke’ye vefanın bayrağı sensin

Seni sevmeyeni sil diye yazdım.

 

Sende odun doğru,bizde ok eğiri

Senin bütün sözün rahmete çağrı

Bu günkü müridin, yanmıyor bağrı

Bunlara şefaat kıl diye yazdım.

Gök kubbede sesimiz, beyza yürekler beşir

Hain dediğin ne ki; bir cümle cebin nefir

İrin ile beslenir, düşmana olmuş vezir

Dalgalan şanlı bayrak, hûda olur kanımız

 

Yüzü yoktur hainin, olmaz yurda ihanet

Duy feryadı, toprağım Memedime emanet

Şehitler annesine yakışmalı metanet

Dalgalan şanlı bayrak, feda olur canımız

Sana Geliyorum
Görmeden, doğduğum gecenin seherini,
Ellerim değmeden anama
Ve günah izi yokken dudaklarımda,
Bebeklere has bir dille ağlayarak,
SANA geliyorum SANA
Çırılçıplak! ..

Bir garip ağaç oldum aşk ülkesinde,
Köklerim sığmadı zamana;
Silktim ham meyvelerimi utandım da,
Kutsal duygularınla donandım yaprak yaprak.
SANA geliyorum SANA
Dal budak! ..

Sen meni yahşı bilirsen

Çoh eyi tanirsen
Erzurum dadaşı, Harput’un gakkoşuyam,
Bu dağların koç yiğidi, Azerbaycan balasıyam.
Aydın’ın efesi, Anadolu’nun sesiyem
Türk’e kefen biçenin yeri küllük olar
Bilirsen yükseler o sancahlar, bayrahlar

Sen meni yahşi bilirsen
Çoh eyi tanirsen
Atatürk torunuyam, Resulzade oğluyam
Türkiye’nin koçağı, Kafkasya kartalıyam
Adım Mehmet, adım Mustafa, adım İlham
Men bu eziz milletin bayrak kimi neferiyem

Allah her kula bir zenahat vermis
Megerki bol nasip kismet yazıla
Kimine hoş geçim ganahat vermiş
Kimine hırs vermiş doymaz az ile

Terki diyar ettim 15 yasımda
Dolaştım bir hayli kendi başımda
Her ne is tuttuysam felek karşımda
Naçar kaldım paylaşılmaz göz ile

Sine de azgın yarayı

Sarmasını bilen gelsin

Büyüktür gönül sarayı

Varmasını bilen gelsin

 

Can olup candan içeri

Kan olup kandan içeri

Ben olup benden içeri

Girmesini bilen gelsin

Ceyhan gün boyunca bulandı gene

Bir sevda kımıldar ağaçtan ayrı

Eski düşlerinden uyanır gönül

Zaman bir incecik dala dokunup

Rüzgar o türküyü ezberlemese

İçimden geçeri bilmez di dağlar

 

Bir siyah entari giyer tabiat

Sessizce düşünür gece yapraklar

Çalılar adama benzer nedense

Karanlık kurtarır ah çiçekleri

Sonra serinlerken korkunun kalbi

Üç defa yüzüme çarpar yarasa

Güzelliğin on par'etmez

Bu bendeki aşk olmasa

Eğlenecek yer bulaman

Gönlümdeki köşk olmasa

 

Tabirin sığmaz kaleme

Derdin dermandır yareme

İsmin yayılmaz aleme

Aşıklarda meşk olmasa

Her ne kusur varsa, geçen zamanda;

Suçsuzdur aynalar elâ gözlü yâr.

Mecnunlar Mevlâ’yı bulursa canda,

El olur Leyla’lar elâ gözlü yâr.

 

Güzel açar güzelliğin sergisin

Gün ağartır kara saçın örgüsün

Muhabbet faslında ölüm türküsün

Kim söyler, kim çalar elâ gözlü yâr.

Çayın buğulu tadına vurulduk

Yol yorgunu gecelerde

Sen karanlığa yürürdün

Yağmur solgunuydu yüreğin

Dağlarda ateş yanardı

Yürekte bir umut

Çekerdi bizi dağlara

Kurumuştur pınarlar evimiz yorgun

Gebedir gözlerin bir soylu aydınlığa

Ey bin yıllık kavganın sevdasıyla gıdalanan çocuk

 

Önce sevgilerin mi büyüyor seni mi büyüyorsun

Evren isyana kesti birden sen mi yürüyorsun

Yunuslu bir geceden şehrin üstüne

Ruhumun nefesi,hasret dindiren
Her gece yanıma, gel seher yeli
Rahmeti yüklenip gökten indiren
Ağlayarak gönlüme dol seher yeli

Geceyi beklerim gelirsin diye
Akar göz yaşlarım dinmez saniye
Ravzan gül koku alda hediye
Bul beni şafakta çal seher yeli

 

Uyu...Gölde yüzen nilüfer gibi

Bir kuşun kanadını okşuyor gibi uyu...

Sanki rüyalardan gülümser gibi

Bir çiçeği ruhunla kokluyor gibi uyu...

   
© SEVGİ PINARI