Ak saçlı başını alıp eline,
Kara hülyalara dal anneciğim!
O titrek kalbini bahtın yeline,
Bir ince tüy gibi sal anneciğim!

Sanma bir gün geçer bu karanlıklar,
Gecenin ardında yine gece var;
Çocuklar hıçkırır, anneler ağlar,
Yaşlı gözlerinle kal anneciğim!

Nuh`un gemisine bühtan edenler,
Yelken açıp yel kadrini ne bilir?
O Süleyman kuş dilini bilirdi,
Her Süleyman dil kadrini ne bilir?

Arap atlarında olur fırkalar,
Kimi sarhoş yürür, kimi ırgalar.
Zibilliğe inip konan kargalar,
Has bahçede gül kadrini ne bilir?

            ŞARKI

 

Solmaz solamaz gülleri renk aldı da senden

Aylar seneler geçti gönül penceresinden

Her hendek çiçek açtı senin gamzelerinden

Aylar seneler geçti gönül penceresinden

 

Gözler konuşur göz kamaşırken yanağından

Hazdan ve hevesten öpücükler dudağında

Sevmekle sevap umduğumuz yaz sabahında

Vatan

Vatan dedenin yattığı
Annenin yayıkta ayran yaptığı
Ocağının tüttüğü
Babanın ekin ektiği
Bacının gelin gittiği
Yarinin çıktığı
Evdir vatan

Vatan Edirne de Selimiye
İstanbulda Süleymaniye
Bitliste tütün
Hakkaride Kürdün
Olduğu yerdir vatan

          Kara Haber


Ellerin yurdunda çiçek açarken

Bizim İl'e kar geliyor gardaşım.

Bu hududu kimler çizmiş gönlüme?

Dar geliyor, dar geliyor gardaşım.

 

Gazel olmuş sıra sıra söğütler

Dağ ardında unutulmuş şehitler

Hürriyete seymen giden yiğitler

İki gidip bir geliyor gardaşım.

UTANSIN

 

Tohum saç, bitmezse toprak utansın!

Hedefe varmayan mızrak utansın!

Hey gidi küheylan, koşmana bak sen!

Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!

Eski çınar şimdi noel ağacı;

Dallarda iğreti yaprak utansın!

Ustada kalırsa bu öksüz yapı,

Değmeyin Dostlar

 

Nere-gitsem ahı çeker ağlarım

Değmeyin dostlarım gönlüm haraba,

Mendilimi göz yaşıyla dağlarım,

Değmeyin dostlarım gönlüm haraba.

 

Nefretle bakarım zulme gazaba,

Yandı  yürek yandı döndü kebaba,

Vermişim kendimi kutsal şaraba,

Değmeyin  dostlarım gönlüm haraba.

Şüpheliyim Bre Dostlar

İki ayaklıydı, konuşuyordu
“İnsandır” dediler, ben inanmadım.
Kediye benzettim… Artık yiyordu
“Aslandır” dediler, ben inanmadım.

Fala baktı, aynalara bakmadı
Hayalimde müspet iz bırakmadı
Başköşeye bağdaş kurdu, kalkmadı
“Mihmandır” dediler, ben inanmadım. 

SEN GİDERSEN

Sen gidersen sesin gider
Kokun gider yüzün gider
Ay dolanır pusularda
Tenim titrer gecem biter

Sen gidersen yüzün gider
Martı küser baykuş öter
Senden kalan son hatıra
İki damla yaşın gider.

 Sen ve Ben

 

Sen: Sevgisin yüreğimde taşıdığım

Sen: Gül goncasısın her gün kokladığım

Sen: Yüreğimde yanıveren ateşsin

Sen: Yüzüne bakmaya doyamadığım

 

Ben: Bütün sevgimi sana vereceğim

Ben: Yollarına gülleri sereceğim

Ben: Yüzünü bir gün bile göremezsem

Ben: Senin için mecnuna döneceğim

        GENÇLİĞİN KALEMİ  

 

Kalemime mürekkep çektim kanımdan

Canımdan bir destan doğdu deli dolu

Bir bak bir uçtan bir uca yiğit dolu

İçinden doğrulup kalkan Anadolu

Kalemime mürekkep çektim kanımdan

 

Kalemime mürekkep çektim sevgiden

Şiirler çıktı ve gençlik yolu bahar

Vatanım gibi diyar,anam gibi yar

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister.
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

Ulur aya karşı kirli çakallar,
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.
Mona Rosa bugün bende bir hal var.
Yağmur iğri iğri düşer toprağa,
Ulur aya karşı kirli çakallar.

Suları Islatamadım

Savaştayım elli yıldır
Ömrüm geçti boşalt, doldur
Anlamadım bu ne hâldir
Bir gün silah çatamadım

Suları ıslatamadım.

Ekin ektim başak yılan
Kuşandığım kuşak yılan
Yorgan akrep, döşek yılan
Bir gün rahat yatamadım

Otuz Beş Yaş

Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünüyorsunuz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim:

Lethe Irmağı


kirpiğimde atardı nabzım
gözlerin gözlerime değdiğinde
kursağımızdaki heyecanla
boğulduğumuz sular
yudumladığımız yaşam iksiriydi
biz aynı iklimin çocuğuyuz
aynı aşkın yalanı olamayız

(…/ sarhoşluğumun nedeni koruk acısı
sanma ki Himalaya’nın keskin soluğu)


hilal gecenin göğsünde demleniyor şiir
ben yıldızları tarıyorum saçlarımda
perçemlerimde Samanyolu
arka bahçemde bir çınar
yorgun rüzgarlarla

DOLU TÜFEK

 

Dolu bir tüfeğim ben

Nerde bir umut görsem

Yaslanıyorum….

 

Nice savaşlardan geçtim

Elim yüzüm değişti

Bir cehennem izi kaldı

   
© SEVGİ PINARI