Deri koltuğa üslubunu, şahsiyetini, rengini veren insanlar da vardır, koltuktan üslup, şahsiyet, renk devşirenler de. İtibarını koltuğa borçlu olanlar ve haysiyetiyle koltuğa itibar verenler yani.Birinde koltuğu alıversen adamdan geriye hiçbir şey kalmaz, diğerinde adamı alsan koltuk anlamsız kalır. 

24 Ağustos 2017 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 125
Devamını Oku

15 TEMMUZ DESTANI

Dedemiz Alpaslan’ın bu topraklara ayak bastığı günden bu yana bu topraklar müslüman Türk milletinin şehadet kanı ile yoğrulmuştur. İstiklal şairimizin de dediği gibi “şüheda fışkıracak toprağı sıksak şüheda”. Bu mübarek topraklar şehit istediğinde bu aziz millet gözünü kırpmadan canını seve seve bu vatana vermiştir. Bunu dün Dumlupınar da, Sakarya da Çanakkale de gördük. Bir yıl önce 15 Temmuz günü bu milletin düşmanlarının içimizde yetiştirdikleri hainlerin işgal girişimi sonucu, toprak yine şehit istemişti. Saatler 22.30’u gösterdiğinde bir yarış başladı.
15 Temmuz 2017 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 280
Devamını Oku

30 Ağustos Zafer bayramını idrak ettiğimiz bu günlerde maalesef yine klişeleşmiş kutlama mesajları, hamasi nutuklar ile geçiştiriyoruz.Oysa böyle özel günleri tekrar tekrar hatırlamanın bir anlamı, geçmişten geleceğe taşınması, anlatılması gereken bir şeyler olmalıdır. O şeyde  ülkesini işgal etmekte olan düşmana karşı birlik ve dayanışma içinde büyük bir zafer kazanılmasıdır.

30 Ağustos 2015 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 980
Devamını Oku

Yaşayan varlıkların sahip olduğu en değerli şey candır. Türk dilinin, "Önce can, sonra cihan" şeklinde ifadeye döktüğü bu gerçek şüphe yok ki, bütün dillerde benzer ifadelere bürünmüştür. Varlık planına çıkmasında herhangi bir etkisi olmayan, kendini doğumla birlikte "hayatın içinde" bulan insan, hayatı yalnızca kendinin sahibi olduğu ve hiç kaybetmek istemediği bir değer olarak algılama eğilimindedir.

16 Ağustos 2015 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 803
Devamını Oku

Toplumların demokratik gelişmesinde “itaat” ve “isyan” kavramlarının tezahür şeklinin çok önemi bulunmaktadır. Burada itaat dan  kastımız tabi olduğumuz egemen güçten gelen emir, yasak ve talimatlara  sorgulama ve değerlendirme ihtiyacı duymadan şartsız bir şekilde uymaktır. İsyan ise yine yanında yer aldığımız grup, lider vs emir ve talimatı ile sorgulama gereği hissetmeden reddetmedir. Üzülerek görmekteyiz ki toplumumuz hatta   kurumlarımız hep bu iki kavrama mahkum olmuş insanların çatışması ile geçmektedir.  İnsanlar  doğrunun , iyinin ve güzelin ne olduğunu ortaya koymaktan ziyade  tüm enerjisini yer aldığı kültürün egemen olması için   harcamaktadır. Bunun sonucu “Çatışma Kültürü” ortaya çıkmaktadır.

12 Ağustos 2014 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 1528
Devamını Oku

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı aldığı bir kararla Twitter’ın Türkiye den erişimini engelledi. TİB nın bu kararı   Türk Mahkemeleri tarafından kişilik haklarına saldırı yapıldığı gerekçesi ile Twitter de ki  bazı hesapların  kapatılmasına ilişkin kararların Twitter tarafından uyulmamış olması gerekçe gösterildi. Bir müddet erişimi engellenen Twitter daha sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılması neticesi,  Twitter'a erişim engelinin kaldırılması gerektiğine hükmetti. Twitter'ın engellenmesiyle ilgili bireysel başvuruları görüşen Yüksek Mahkeme, "Erişimin engellenmesinin ifade özgürlüğünün ihlali" anlamına geldiğine oybirliğiyle karar verdi.

11 Nisan 2014 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 1505
Devamını Oku

Yargının bir güç olup olmadığını tartışmadan güçten ne almak gerektiğine bir açıklık getirmek gerekir. Bir kesim yargının gücünden bahsederken yasama ve yürütmeye karşı olma kudreti olarak yargının yerini konumlandırdı.  Bir başka deyişle bu düşünce yargıyı hep yürütmenin karşıtı, muhalifi ve rakibi olarak  algıladı. Bu nedenledir ki yürütmenin aldığı kararlar ne derece iptal edilirse yargı o derce bağımsız ve güçlü sayıldı. Oysa yargı yasama ve yürütme ile birlikte devleti ayakta tutan bir güçtür. Bu haliyle yargı yürütme ve yasamanın ne karşısında ne de yanındadır. Yargı anayasa ve kanunların verdiği yetkiye dayalı olarak yargılama faaliyetini gösterirler. Yargılama faaliyetini gösterirken yargının bağımsız, yargılama görevini yapan kişilerinde tarafsız olması asıldır.

07 Şubat 2014 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 2087
Devamını Oku

Yargı bir daha gündemin tam ortasında. Diyeceksiniz ki yargı ne zaman gündem dışında kaldı ki? Gerçeği söylemek gerekirse yargı aldığı kararlar ile hep gündemimizde olmuştur. Ancak bu kadar öne çıkmamıştı. Yakın geçmişimize bir göz atacak olursak 27 mayıs darbesinde  ülkenin seçilmiş başbakanı ve iki bakanı hakkında savunma hakkı bile doğru dürüst tanınmadan idam kararını veren yargıydı.

31 Ocak 2014 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 2279
Devamını Oku

"Adam olmak" tabiriyle kastedilen, toplum tarafından genel kabul görmüş bir ahlaka, kültüre, tavra ve adaba sahip olmak, makbul olarak bilinen belli kalıpları üzerinde taşımaktır. Bu  değerler sistemi, kalıpları ve kuralları ile toplumun büyük bir çoğunluğunca kabul görmekte ve uygulanmaktadır. bu kalıpların ve kuralların nereden doğduklarına gelince bu uzun süre içinde insanların davranış biçimlerine toplumdaki insanların yaklaşımı ile oluşmuş kurallardır. 

01 Ocak 2014 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 2871
Devamını Oku

DEMOKRASİ     KÜLTÜRÜMÜZ

 

Demokrasi  öyle sihirli bir kavramdır ki sürekli gündemde olup bütün arzuların ve isteklerin önünde yada arkasında yada içinde yer alır. Çoğu zaman bulunduğu yer ve konum itibarı ile demokrasi kavramına bakış açısında da farklılıklar oluşur. En  basit tanımlama ile demokrasi toplumdaki tüm bireylerin yönetimi şekillendirmede katkısının bulunmasıdır. Bu durumu Atatürk çok veciz bir şekilde özetlemiştir. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” Gel gör ki ülkemizde demokrasi kültürü bir türlü gelişmedi. İşte şimdi oldu demeye niyetlendiğimiz sırada yine başa döndüğümüzü maalesef üzülerek görüyoruz. Kültür demişken kültürel gelişimde kaçıncı sırada olduğumuza yönelik “Kültürel Sıralamada Kaçıncıyız” başlıklı yazımda dile getirmiştim. Evet kültürel sıralamada 93. sırada seyreden bir ülkede demokrasi kültürünün gelişmesi ve yerleşmesi mümkün mü elbette mümkün değildir. Ülkemizde demokrasi kavramı öyle esnektir ki herkes kendi konumuna , kendi partisine  , kendi ideolojisine göre  tanımlamaktadır.

06 Haziran 2013 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 2047
Devamını Oku

Hep tartışır dururuz ülkemiz geri kalmış bir ülkemi , gelişmekte olan ülkemi yoksa gelişmiş bir ülkemi?  Ekonomik kıstaslara bakıldığında dünyanın on yedinci  sırasındayız dahası G 20 ülkeleri içinde dünyanın gelişmiş 20 ekonomisinin içindeyiz. Bu yazıyı okuyanların siyasi görüşüne göre kiminin “tabi ki öyle hatta 2023 de ilk 10 ekonomisi içine gireceğiz” diyerek bu düşünceyi  onaylarken bazılarınızda “hadi oradan abartıyorsun hükümetin propagandasını yapıyorsun”  eleştirisini yaptıklarını görür ve duyar gibiyim. İster  kabul edelim ister etmeyelim ekonomik değerler açısından G 20 içindeyiz. Aşağıdaki resime baktığımızda bizim başbakanın da el salladığını görebiliriz.

04 Mayıs 2013 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 2223
Devamını Oku

 

Zafer, hedeflenen amaca ulaşmadır. Bireyler , devletler ,  gruplar  zafer hep isterler. Ancak zafer pırlanta gibi belki de daha  da değerlidir ki  her zaman , her yerde bulmak mümkün değildir. Zaferin gerçekleşmesi için belli  şartın bir arada bulunması gerekir. Bunlar: Doktrin , metot, kadro ve liderdir.Tek tek inceleyecek olursak;

1-  Doktrin:Bir fikir ve inançlar bütününü ifade eder. Doktrin zaferin temelini teşkil eder. Hedeflenen zafer konusunda donanımlı bir fikri ve inancı temsil eder. 

01 Eylül 2012 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 5592
Devamını Oku

Yargıçlık, yargıladıkları kişi ya da kişilerin hak ve özgürlüklerine daha geniş anlatımla yaşamına doğrudan etkili olan bir çalışma alanıdır. Toplumsal bir görev üstlenen yargıç,yargıladığı kişinin birileriyle ya da yargıladıkları yanların birbiriyle olan ilişkişine karışarak kendine özgü duyarlı bir alan yaratan kişidir. Bireyin, kendi yargıcını seçme hakkı bulunmadığı da gözetildiğinde bu duyarlılığın boyutları sanırım daha iyi anlaşılır.

Yargıç, son derece duyarlı böyle bir alanda eylemin olumlu ve olumsuz yönlerini gözden geçirerek bir yargıya ulaşırken; yargıladıkları kişi ya da kişilerle etik bir bir ilişki içinde olur. İşte bu etik ilişkide korunması gereken değerlerin en önemlilerden biri de yansızlıktır.

30 Ağustos 2012 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 2674
Devamını Oku

            60'lı yıllarda Lorenz, doğada bir kazın bir tilkiye saldırmadığını, ancak birden fazla kazın bir araya gelip güç birliği yapmaları durumunda bir tilkiyi kaçırabildiklerini, hatta sakatlayabildiklerini gözlemiş. Lorenz, kazların ve başka hayvanların ortaya koydukları, rakibi bertaraf etmeye, kaçırmaya yönelik bu davranış biçimine 'mobbing' adını vermiş.

19 Ağustos 2012 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 2178
Devamını Oku