Beynimiz yaklaşık 10-12 milyar arası nöron (sinir hücresi) içerir. Ancak bilindiği üzere beynimizin çok düşük bir yüzdesini kullanırız. Bunun nedeni aslında sinir hücrelerinin (yani bilgi depolayan nöronların) kendi kendilerini yenileyebilme özelliklerini yitirmiş olmalarıdır. Eğer sini hücresine sentrozom ya da sentrozomun görevini görebilecek enzim nakledilirse kendi kendilerini yenileyebilme özelliklerini kazanabilirler mi? Eğer bu mümkünse, beynimizin daha fazla bölümünü kullanabilir miyiz? (Cansın Kalın)

Beynimizin Yalnızca % 10’unu Kullandığımız Söylencesi

Öncelikle sorunuzun başında belirttiğiniz varsayıma göz atalım isterseniz: “Beynimizin çok düşük bir yüzdesini kullanırız.” Yaklaşık bir asır önce ortaya atılan bu iddianın kaynağı bazı bilim insanlarının söylem ve bulgularının yanlış yorumlanıp çarpıtılmasına dayanıyor. Bugün, sinir bilim ve beyin görüntüleme tekniklerindeki gelişmeler öyle gösteriyor ki, beynimizdeki tüm sinirler çeşitli eylemler sırasında aktive oluyor. Daha açık bir deyişle, kullanmadığımız herhangi bir sinir ağı bulunmuyor. Konuyla ilgili bir başka yaklaşımsa sinir hücrelerinin herhangi bir uyarıcı almadıklarında dejenere olarak işlevselliklerini kaybediyor olma özellikleri. Örneğin, görsel sistem. Gelişmenin erken dönemlerinde göz sinirleri yeterli uyarıcıya maruz bırakılmadıklarında görme yetisi kayboluyor. Benzer şekilde, eğer ki beynimizde kullanılmayan sinir ağları bulunsaydı, işlevselliklerini kaybetmiş olmalarını beklememiz gerekirdi. Fizyolojik kanıtlar bir yana, iddia evrimle de uyuşmuyor. Aktif olmayan, hayatta kalma mücadelemize katılmayan sinir ağları içeren büyük bir beyin evrimsel gelişimle de bağdaşmıyor.

12 Eylül 2012 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 3338
Devamı İçin Tıklayınız

 

Tazesi yaz aylarında, kurusu kışın tüketilen vitamin deposu incir, içerdiği yüksek oranlardaki protein, vitamin ve minerallerle hücrelerin yenilenmesini sağlıyor.

Amerikan Diyetetik Derneği'nin Denizaşırı Ülkeler Türkiye Temsilcisi Diyetisyen Selahattin Dönmez, özellikle sindirim sistemi için çok faydalı bir meyve olan incirin, içerdiği yüksek oranlardaki protein, vitamin ve minerallerle hücrelerin yenilenmesini sağlayan bir besin olduğunu belirtti.

Lif deposu incirin gut hastalığını iyileştirici bir enzim olan 'fisin' maddesini içerdiğini söyleyen Selahattin Dönmez, incirin anti-kanserojenik etkisi üzerinde de çalışmalar bulunduğunu ifade etti. Dönmez, Japonya'da yapılan bir araştırmanın deri altında tümör gelişmiş farelere enjekte edilen incir özünün, tümörleri 11 günde yüzde 39 oranında küçülttüğünün tespit edildiğini ifade etti.

05 Eylül 2012 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 3019
Devamı İçin Tıklayınız

Hayat Kurtaran Pakistanlı

New York'da küçük bir çocuğu azgın bir köpeğin dişlerinden kurtaran ve hayvanı boğan iriyarı delikanlının yanına koşan gazete 

 

muhabiri sormuş:
 

- Kahraman Amerikalı çocuğun hayatını kurtardı, diye yazabilir miyim?
 

- Ben Amerikalı değil Pakistanlıyım, demiş adam.
 

Ertesi gün New York Times’da manşet:
 

"Kökten dinci Pakistanlı, Central Park'ta bir köpeği boğdu. FBI olayın El Kaide bağlantısını

araştırıyor...
 

29 Ağustos 2012 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 4236
Devamı İçin Tıklayınız

(Bugünkü gündeme atfen )

Korkak olma hali, cesaretsizlik, ödleklik.

1-Korkak insan, hayâl, vehim ve zanların esiri olup her şeyden korkar.

2- Korkaklık onu güvenilmez yapar. Sabır ve sebat isteyen, cesaret gerektiren yolculuk gibi zor işlerde bulundurulamaz.

3-Düşmana karşı kendilerine görev verilemez.

4- Korkak insanların can, mal ve namusları dâima tehlikededir.

5-Terbiyenin korkak yetişmekteki tesiri büyüktür. Bunun için anne, baba ve öğretmenlerin çok dikkatli olmaları gerekir. Çocukları cesur yetiştirmek için onların kafalarını öcü ve gulyabani masalları ile değil, mertlik ve kahramanlık hikâyeleri ile doldurmak icab eder.

6-Korkak insan hayatta başarılı olamaz. Hakkını koruyamaz ve karşısına çıkacak engellere, güçlüklere karşı koyamaz.Korkak olan kimse, ailesine ve akrabasına karşı gayretsizlik ve hamiyetsizlik gösterir. Onları koruyamaz.

7-Korkaklık insana yakışmadığı gibi hiç bir kınayıcının kınamasından, karşı olan insanlardan korkmamak yalnız ve yalnız Allah'tan korkmak gerekmektedir.

21 Ağustos 2012 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 3436
Devamı İçin Tıklayınız

Bir gün üniversiteli bir delikanlı,hergün bindiği metroda o kızı görür, saçları altın sarısı,gözleri okyanus mavisi ve hiç açıldığını görmediği dudakları kiraz kırmızısı.Her sabah o trenin hangi vagonuna ve hangi saatte biniceğini hesaplayarak çıkar evinden delikanlı.Aradan aylar geçmiştir ama kız bir kez olsun farketmemiştir delikanlıyı! Üniversiteli aşık her sabah gözlerinin ayarını hiç bozmadan bir yolunu bulup onunla göz göze gelmeye adar hayatını.Ve işte öyle günlerden birinde, delikanlı biraz geç kalır metro nun kalkış saatine, tam merdivenlerden inerken birinin daha aynı kapıya onunla beraber koştuğunu farkeder başını çevirdiğinde. O kızdır onunla aynı anda geç kalan,ama güzel sarışın bakışlarıyla olduğu yerde durup,ona bakakalan genç adamı geride bırakarak tam kapıların kapanmasına yakın, atar kendini vagona....

11 Ağustos 2012 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 4748
Devamı İçin Tıklayınız

 

 Çanakkaleden gönderilen bir mail birden greyfurd meyvesinin üzerine dikkatleri çekti. Bu mailde kişi eşinin başından geçen bir olayı anlatmaktadır. Eşinin sürekli baş ağrısı çektiğini bir türlü geçmediğini çeşitli doktorlara gitmiş isede bir türlü geçmediğini daha sonra kendiliğinden ağrının geçtiğini sonradan kendi başına yaptığı araştırmada grip ilaçları ile birlikte C vitamini takviyesi olarak verilen greyfurdun ilaçlarla etkileşmesi nedeniyle Allahdan sadece baş ağrısı ile atlattığını belirtmektedir.

Bende kendi adıma sitemde okuyucularıma bu önemli konu hakkında bilgilendirme düşüncesi ile hazırladığım çalışmamı sunuyorum:

Greyfurt suyu bazı ilaçlarla etkileşime girerek ölümle sonuçlanabilen yan etkiler oluşturmaktadır. Bağırsaklardaki enzimler greyfurt suyu içince yok olmakta ve bu nedenle de ilacın parçalanması geciktiğinden kanda birikmekte ve sonuçta ilaç zehirlenmesine neden olabilmektedir.

27 Temmuz 2012 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 2725
Devamı İçin Tıklayınız

Ey oğul, artık Bey'sin!
Bundan sonra
öfke bize, uysallık sana.
Güceniklik bize, gönül almak sana.
Suçlamak bize, katlanmak sana.
Acizlik bize, hoşgörmek sana.
Anlaşmazlıklar bize, adalet sana.
Haksızlık bize, bağışlamak sana...

Ey oğul, sabretmesini bil,
vaktinden önce çiçek açmaz.
Şunu da unutma;
insanı yaşat ki devlet yaşasın.

Ey oğul, işin ağır,
işin çetin, gücün kula bağlı.
Allah yardımcın olsun...
Güçlüsün, kuvvetlisin,
akıllısın, kelamlısın!

11 Temmuz 2012 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 2737
Devamı İçin Tıklayınız

Şöyle  üç beş günlüğüne başkente gidelim dedim. Hem de ailecek. Küçük oğlan Ankara ya en son bebekken gitmişti. Hem mekanı değiştirelim hem şöyle

Ankara’yı Çocuklara gezdirelim diye düşündüm. Ben üniversiteyi burada okumuştum. Bu nedenle ne zaman Ankara’ya  gelsem vizeler sınavlar aklıma gelir

kendimi öğrenci gibi hissederim. Birde Ankara’nın resmi havası bazen insana bir kasvet yaşatıyor. Büyük oğlan bu havayı hemen hissetmiş olacak ki.

  “baba Ankara güzel şehir ancak şu resmi havası yok mu insanı rahatsız ediyor.”  Diye düşüncesini paylaştı benimle. Benim öğrenciliğimde ki Ankara ile şu

an ki Ankara arasında çok fark vardı. Kızılay daha da kalabalıklaşmıştı. Köprüler , köprülü kavşaklar , parklar hele hele gecekonduların derenin kenarına 

yerleşmiş Dikmen Vadisi nin şimdiki hali hayret verici gerçekten emek verenlere teşekkür etmek gerekir.

10 Temmuz 2012 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 3295
Devamı İçin Tıklayınız

smileyKasabanın park kahvehanesi her zaman ki gibi tıka basa dolu idi. Bir taraftan okey taşlarının sesleri bir taraftan çaprazına sohbet etmenin verdiği zorluklarla bağırmak sureti sohbet eden kişiler üstüne üstlük kahvehanenin en köşesine ve en yükseğe sabitlenen televizyonun verdiği gürültüde cabası..

Masanın birinde sohbet ediyorlar:

- Yahu adam dört sene belediye başkanlığı yaptı kasabaya bir çivi çakmadan gitti.

- Hee valla öyle..

Bir diğeri:

smiley- Kardeşim her önüne geleni belediye başkanı yapmayacaksın..

- Öyle de kardeşim sen ben o seçiyor bu adamlar kendiliğinden gelmediler ya..

Bu konuşmaya bu gürültü deryasında kulak kabartan hemen yan masada tekbaşına oturan zayıf ve esmer altmış yaşlarında bir adam vardı. Konuşulanları dikkatle dinliyor ancak bu konuşmalardan da hiç hoşnut olmadığı her halinden belli idi..

25 Haziran 2012 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 2787
Devamı İçin Tıklayınız

Küçücük bir evde yaşıyordu..

Komşularının yardımı ile geçimini sağlıyordu..

Ne eşi ne çocukları nede dostları vardı.

Sadece kendisine acıyan ve yardım edenler..

"Bunlarda olmasa halimiz ne olurdu " diye düşündü..

Oysa bir zamanları yaldızlı sahne kıyafeti ile

Bütün gözler onda,bütün kameralar peşinde idi.

Her gün gelen binlerce aşk mektuplarından bıkmıştı.

Kulağında halen o alkışlar vardı.

O alkışlar vardı gerisi umurunda bile değildi..

Sevgililer sevgililer...

Şehvetle bakan gözler..

Övücü çıldırtıcı sözler..

20 Haziran 2012 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 2528
Devamı İçin Tıklayınız

Yazı Editörünün Kullanımı

 

Değerli Sevgi Pınarı dostları;
 
Editör kullanımında üyelerimizin bir takım sorunlarla karşılaştıklarını zaman zaman bana iletmektedirler. Bu nedenle yazı editör kullanımını tekrar  sizlerle paylaştım.
 
Yazı editörümüz sırası ile Yer alan başlıklar

Başlık

Yazımızın başlığını mutlak surette yazılması gereken bölüm.

Takma Ad

Bu alan kesinlikle boş bırakılmalıdır.  Biz yazımızı kaydettiğimizde otomatik bir takma ad zaten alacaktır. Eğer biz buraya bir kelime girersek , ilerde başka bir yazımız için aynı takma adı kullandığımızda "aynı takma adla başka bir makale olduğu için yayınlanamıyor" iletisini alırız. Bu nedenle bu kısmı mutlaka boş bırakın.

11 Haziran 2012 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 3141
Devamı İçin Tıklayınız

Ankara' da işim uzamıştı. İstanbul' a dönüş için aldığım biletimi değiştirmem

gerekiyordu. Öğle  arasında Sıhhiye' deki otobüs yazıhanesine gidip biletimi erteletmek için acele ediyordum. Kalabalıkta koşarak yazıhaneye ulaşmaya çabalarken çarpıştık o yaşlı adamla. Sendeledi; elindeki büyük sepette bulunan tahta kaşık, maşalar yola saçıldı. Sanırım o da belediye zabıtasından kaçıyordu. Kısa süren şaşkınlıktan sonra adamın kalkmasına, yola saçılanları toplamaya yardımcı oldum. Heyecanlanmış, rengi solmuş, nefes nefese kalmıştı. Sakinleşmesi için koluna girip yol kenarındaki banka oturmasını sağladım. Savrulan kaşık ve maşaları toplayıp ben de yanına oturdum. Sepetten dağılanları yerine dizip bir yandan da " bırakmıyor şu belediye zabıtaları üç kuruş para kazanalım. Eve katkımız olsun " diyerek söyleniyordu. Tahta kaşıkları dizmesine yardım etmeye çabalarken " Dur hele, şimşir ve ardıç olanları diğerlerine karıştırma " diyerek engel oldu.

05 Haziran 2012 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 2981
Devamı İçin Tıklayınız

 

Hz.Ali (radıyallahu anh) bir akşam üzeri eşi Hz.Fatıma'yı (radıyallahu anha) ağlarken görür.

Yanına koşarak gider ve yüzüne bakar:

- Ey Rasullahın en güzel çiçeği neden ağlıyorsun.?

Hz.Fatıma biraz bekler ve söyle der:

-Ya Ali; Bugün gülümsemeni görmeyince "Benden razı değilsin" sandım.

19 Mayıs 2012 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 2833
Devamı İçin Tıklayınız
Yukarı Kaydır