Maluliyet oranı devlet hastanesi ve Adli Tıp raporu arasındaki çelişki

T.C.YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu

ESAS NO : 2013/17-2423
KARAR NO : 2015/1661

Y A R G I T A Y    İ L A M I

Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Adana 1.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 30.06.2011 gün ve E:2010/474, K:2011/409 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 12.09.2012 gün ve E:2011/10228, K:2012/9206 sayılı ilamı ile;
(...Davacı vekili dava dilekçesinde, 07.11.2007 günü davalının zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu araç sürücüsünün müvekiline çarpması sonucunda müvekkilinin kalıcı genel beden gücü kaybına uğradığını, oluşan zararın tazmini için davalı şirkete ihbar yapıldığını, davalı sigorta şirketinin kısmi ödeme yaptığını ancak müvekkilinin tam olarak zararının karşılanmadığını ileri sürerek ıslahla birlikte 22.926,05 TL maddi tazminatın ihbar tarihinden işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı zararının müvekkili tarafından tazmin edildiğini, başkaca zararı kalmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davanın kabulü ile, 22.926,056 TL maddi tazminatın ihbar tarihi olan 01.10.2009 tarihinden itibaren 8 iş günü sonrası itibariyle yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik zararı talebine ilişkindir.
Dava tarihinden önce 29.01.2009 tarihinde, Osmaniye Devlet Hastanesi tarafından tanzim edilen sağlık kurulu raporunda, davacının %10 oranında tüm vücut fonksiyon kaybının olduğu bildirilmiş, yargılama aşamasında alınan Adana Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 27.01.2011 tarihli raporunda ise, davacının aynı yaralanmaya bağlı olarak %20 oranında tüm vücut fonksiyon kaybı olduğu bildirilmiştir.
Daimi maluliyete ilişkin alınacak raporun, Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğüne uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Her ne kadar Adana Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 27.01.2011 tarihli raporunda Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümlerinin esas alındığı belirtilmiş ise de; tek hekim tarafından hazırlanan bu raporla Osmaniye Devlet Hastanesi raporu arasında açıkça çelişki bulunması karşısında mahkemece yapılacak iş, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan, davacının maluliyet durumuna ilişkin tüzüğe uygun yeni bir rapor alınarak, çelişki giderildikten sonra sonucuna göre karar verilmesi iken, çelişki giderilmeksizin 27.01.2011 tarihli rapora itibar edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir...)
gerekçesiyle dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, trafik kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik zararı talebine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine, Özel Dairece yukarıda yazılı nedenlerle bozulmuş; yerel mahkemece, önceki kararda direnilmiştir. Direnme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulunun önüne gelen uyuşmazlık; Adana Adli Tıp Şube Müdürlüğünün tek hekimle verdiği rapor ile Osmaniye Devlet Hastanesi raporu arasındaki çelişkinin giderilebilmesi için Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'ndan, davacının maluliyet durumuna ilişkin tüzüğe uygun yeni bir daimi işgöremezlik raporu alınarak, çelişki giderildikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, Osmaniye Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 29.01.2009 tarihli sağlık kurulu raporunda, davacının %10 oranında tüm vücut fonksiyon kaybının olduğu belirtilmiş; daha sonra yargılama aşamasında alınan Adana Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nün 27.01.2011 tarihli raporunda ise, davacının aynı yaralanmaya bağlı olarak %20 oranında tüm vücut fonksiyon kaybı olduğu bildirilmiştir.
Daimi işgöremezliğe ilişkin alınacak raporun, Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü'ne uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Her ne kadar Adana Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 27.01.2011 tarihli raporunda ise, Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümlerinin esas alındığı belirtilen ve tek hekim tarafından hazırlanan bu raporla Osmaniye Devlet Hastanesi raporu arasında açıkça çelişki bulunmaktadır.
Yerel mahkemenin bu çelişki giderilmeksizin yazılı şekilde karar vermesi doğru değildir.
O halde, mahkemece yapılacak iş; Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan, davacının daimi işgöremezlik durumuna ilişkin tüzüğe uygun yeni bir rapor alınarak, çelişki giderildikten sonra sonucuna göre karar verilmesi olmalıdır.
Hal böyle olunca; yerel mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ:Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; direnme kararının Özel Daire bozma ilamında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 17.06.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.

on 11 Temmuz 2016
Gösterim: 646

Yorum Yapabilmek için Siteye Kayıt olmanız gereklidir.

Siteye Kayıt için Tıklayınız.

Yukarı Kaydır