Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil Olması

 Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil Olması

                                                                                                                                                              & Hüseyin Tuztaş &

Özellikle ticari davalarda, ticari defterlerin delil olarak çok önemli bir yeri bulunmaktadır. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 82-86. maddeleri arasında "Ticari defterlerin ispat kuvveti" başlığı ile düzenlenmiş iken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun da ticari defterler delil olarak düzenlenmemiş ve 83. madde ile Hukuk Muhakemeleri Kanununa yollama yapılmıştır. Bu boşluğu HMK 222. maddesinde Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlığı ile düzenlenmiştir. Ancak bu kısa madde tacirler arasında uyuşmazlıkların çoğunun çözümünü sağlayan ticari defterlerin delil özelliğini tüm boyutları ile ortaya koyamamaktadır. 

Bu eksiklik Yargıtay kararları ile giderilmeye çalışılmaktadır. İşte bu makalede HMK’nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222. maddesi ile 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK ticari defterler ile ilgili düzenlemeleri, Yargıtay kararları ve doktrin ile  birlikte değerlendirerek ticari davalarda ticari defterlerin delil niteliğini teorik bilgiden ziyade doğrudan uygulamaya dayalı somut örnekleri ile  ortaya koyarak bu konudaki eksikliği gidermeye çalışacağım. 

 

Ticari Defterlerin Tutulmasının Zorunluluğu

Tacirler ticari işletmesi ile ilgili olarak yasalarda belirtilen zorunlu defterleri yasalarda öngörüldüğü şekilde tutmak zorundadır. Bu husus  6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 64. maddesinde ise şu şekilde düzenlenmiştir

(Değişik: 26/6/2012-6335/8 md.) Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir.

 (2) Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür.

(3) (Değişik: 26/6/2012-6335/8 md.) Fiziki ortamda tutulan yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defteri ile dördüncü fıkrada sayılan defterlerin açılış onayları, kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlanmadan önce noter tarafından yapılır. Bu defterlerin izleyen faaliyet dönemlerindeki açılış onayları, defterlerin kullanılacağı faaliyet döneminin ilk ayından önceki ayın sonuna kadar notere yaptırılır. Pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defteri yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla izleyen faaliyet dönemlerinde de açılış onayı yaptırılmaksızın kullanılmaya devam edilebilir. Yevmiye defteri ile yönetim kurulu karar defterinin kapanış onayı, izleyen faaliyet döneminin üçüncü ayının sonuna kadar notere yaptırılır. Ticaret şirketlerinin ticaret siciline tescili sırasında defterlerin açılışı ticaret sicili müdürlükleri tarafından da onaylanabilir. Açılış onayının noter tarafından yapıldığı hâllerde noter, ticaret sicili tasdiknamesini aramak zorundadır. Ticari defterlerin elektronik ortamda tutulması hâlinde bu defterlerin açılışlarında ve yevmiye defteri ile yönetim kurulu karar defterinin kapanışında noter onayı aranmaz. Fiziki ortamda veya elektronik ortamda tutulan ticari defterlerin nasıl tutulacağı, defterlere kayıt zamanı, onay yenileme ile açılış ve kapanış onaylarının şekli ve esasları Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığınca müştereken çıkarılan tebliğle belirlenir.

(4) Pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ve genel kurul toplantı ve müzakere defteri gibi işletmenin muhasebesiyle ilgili olmayan defterler de ticari defterlerdir.

(5) (Değişik: 26/6/2012-6335/8 md.) Bu Kanuna tabi gerçek ve tüzel kişiler, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun defter tutma ve kayıt zamanıyla ilgili hükümleri ile aynı Kanunun 175 inci ve mükerrer 257 nci maddelerinde yer alan yetkiye istinaden yapılan düzenlemelere uymak zorundadır. Bu Kanunun defter tutma, envanter, mali tabloların düzenlenmesi, aktifleştirme, karşılıklar, hesaplar, değerleme, saklama ve ibraz hükümleri 213 sayılı Kanun ile diğer vergi kanunlarının aynı hususları düzenleyen hükümlerinin uygulanmasına, vergi kanunlarına uygun olarak vergi matrahının tespit edilmesine ve buna yönelik mali tabloların hazırlanmasına engel teşkil etmez.

HMK 222. maddesindeise “Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.” Şeklinde düzenlenmiştir.

Buradan da anlaşıldığı üzere tacirler yasalarda belirtilen ticari defterlerini yasaların öngördüğü şekilde tutmak ve yine yasaların öngördüğü zamanlar içinde açılış ve kapanış kayıtlarını notere onaylatmak zorundadırlar. Ayrıca tuttukları ticari defterlerine  yaptıkları ticari alış verişle ilgili kayıtları TTK 65 ve devamı maddelerinde belirtildiği şekilde işlemek zorunludur.

 

Ticari Defterlerin Mahkemenin Talebi Halinde İbraz Zorunluluğu

6102 sayılı TTK 83. maddesinegöre “Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.”

TTK 85. maddesin de“Malvarlığı hukukuna ilişkin olan, özellikle de mirasa, mal ortaklığına ve şirket tasfiyesine ilişkin uyuşmazlıklarda, mahkeme, ticari defterlerin teslimine ve bütün içeriklerinin incelenmesine karar verebilir.” Şeklinde ki düzenlemesi ile malvarlığını ilgilendiren davalarda ticari işletme ile ilgili tüm ticari defterlerin incelenmesine hakim karar verebilecektir.

Getirilen bir yenilik ile görüntü ve veri taşıyıcılara aktarılmış belgelerin ibrazı 6102 sayılı TTK 86. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir “Saklanması zorunlu olan belgeleri, sadece görüntü veya başkaca bir veri taşıyıcısı aracılığıyla ibraz edebilen kimse, giderleri kendisine ait olmak üzere, o belgelerin okunabilmesi için gerekli olan yardımcı araçları kullanıma hazır bulundurmakla yükümlüdür; icap ettiği takdirde belgeleri, giderleri kendisine ait olmak üzere bastırmalı ve yardımcı araçlara ihtiyaç duyulmadan okunabilen kopyalarını sunabilmelidir.”

Defterin ibraz zorunluluğu 6100 sayılı HMK 222. maddesinin birinci fıkrasında“Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.” Şeklinde 6102 sayılı TTK 83. maddenin birinci fıkrası tekrarlanmıştır.

Mahkemenin ibraz konusundaki kararı karşısında tarafların ticari defterlerini bilirkişi incelmesi için ibraz etmesi zorunluluğu da  TTK 83/2 yollaması ile HMK 219. Maddesinde “Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir. Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.”  Şeklinde açıkça belirtilmiştir. Ticari defterler tutulmadığında gerekli onayları yapılmadığın da ve denetim için istendiğinde ibraz edilmediğinde cezai müeyyideleri de 6102 sayılı TTK  562. maddesinde düzenlenmiştir. 

 

Akdi ilişkinin ispatı Sorunu

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki  bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu yazılı belgeler ile  ispat etmesi gerekir. İspatın konusu , ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu HMK 187,190 ve 200. maddelerinde açıkça belirtilmiştir.

İspatın konusu HMK 187. maddede “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.(2) Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz.”Şeklinde belirtilirken, ispat yükünün kimde olduğu iseHMK 190. maddesin de “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”düzenlemesi ortaya konmuştur.

İspat vasıtaları ise HMK 200. maddesin de “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.(2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.”düzenlemesi ile ispatın nasıl yapılacağı gösterilmiştir.

Akdi ilişki taraflar arasında düzenlenen bir sözleşme ile , faturaya konu malların teslim edildiğine dair bir irsaliye , teslim fişi ve teslim alındığına dair yazılı bir belge ile ispat edilebilir. Buna ilişkin kararlılık kazanmış Yargıtay kararlarından bazıları aşağıda sunulmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.07.2011 tarihli kararında “Hemen belirtmelidir ki, satılanın tesliminin “hukuki işlem” niteliğinde olup, buna ilişkin savunmanın hangi delillerle kanıtlanabileceğinin belirlenmesinde, hukuki işlemlerin varlığının kanıtlanmasına ilişkin genel usul hukuku kurallarının (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288 ve devamındaki hükümler) göz önünde tutulması gerekir.

Bunun sonucu olarak ta; herhangi bir hukuki işlem gibi, teslim de anılan hükümdeki senetle (yazılı delille) ispat kuralı çerçevesinde, ilişkin bulunduğu malın miktar ve değerine göre belirlenmelidir (Kuru Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 1990 5.basım,C:2,S:1534, S:1603, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun  06.11.2002 gün 2002/13-875 E., 2002/885 K. sayılı ilamı da bu yöndedir.).

 Satış  bedelinin  miktarı itibariyle, teslim savunmasının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288.maddesi uyarınca yazılı delille kanıtlaması zorunlu bulunduğu gibi, aynı Kanun’un 293.maddesinde gösterilen, tanıkla kanıtlama olanağının tanındığı hallerden herhangi birinin varlığı da, davacı tarafça ileri sürülmemiştir.  Davalının , teslim savunması yönünde davacının tanık dinletmesine açık bir muvafakati olmadığı gibi; tersine, davalı vekili, buna muvafakat etmediğini açıkça bildirmiştir. Bu durumda, davacı satıcı, dava konusu satılanı davalı alıcıya teslim etmiş olduğu yönündeki savunmasını yazılı delille kanıtlamak zorundadır. Mahkemenin buna rağmen dinlediği tanıkların beyanlarına itibar edilemez.(1)*

19. Hukuk Dairesinin 04.04.2011 Tarihli kararındaDavacı vekili, davalıya satılan malın bedelinin ödenmediğini, 3 adet faturadan doğan alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine itiraz edildiğini iddia ederek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında takip ve dava konusu faturalarda yazılı malları teslim almadıklarını beyan ederek davanın reddini istemiştir.Mahkemece, takip ve dava konusu faturaların davacının ticari defterinde kayıtlı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.Davacı, faturaya dayalı olarak alacak isteminde bulunmuş olup, davalı taraf icra takibine ve davaya karşı cevabında malları teslim almadığını beyan etmiştir.Alacağın ispat külfeti davacı yanda olup, satım konusu malları davalıya teslim ettiğini kanıtlayacaktır.Bu durumda mahkemece davacıya malların davalıya teslim edildiğine ilişkin delilleri sorularak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmek gerekirken sadece defter kaydına itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.” Şeklinde ki kararı ile akdi ilişkinin varlığını gösteren teslim olgusunun belgeleri ile ispat edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.(2)*

 

Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna göre “faturanın onu teslim alan muhatabı borç altına sokabilmesi için her şeyden evvel borç doğurucu bir hukuki ilişkinin mevcudiyeti ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatabı tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemiş olmasının onu borç altına sokacağı şeklinde görüş hem mantıki hem de hukuki dayanaktan yoksun olur. O halde öncelikle taraflar arasında böyle bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının göz önünde tutulması zorunludur.” (3)*

Akdi ilişki ispat edilemediği sürece davacının davalı adına fatura düzenlemesi ve ticari defterlerine göre bu faturalar nedeniyle alacaklı gözükmesinin davalıyı bağlayıcı bir yanı yoktur. (4)*

Domaniç”e göre de“bir akdin icra safhasına taalluk eden fatura , mutlaka mevcut ve evvelce tamamlanmış bir anlaşmaya dayalı olması gerektiğinden, bir icap bile değildir. Kaldı ki icabı reddetmemek kabul niteliğinde de değildir.( BK.m3-5)(5)*

Örneğin faturalara dayalı olarak karşı taraftan alacaklı olduğunu iddia eden taraf faturadaki mal ve hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini belge ile ispat etmelidir.Tek taraflı düzenlenen faturalar hiçbir zaman bir akdi ilişkiyi ispat vasıtası olmayıp , akdi ilişkinin ifası aşamasında düzenlenen bir belgedir. (6)* Bu nedenle faturanın geçerli olabilmesi için teslime dair belge sunulamaması durumunda faturaların karşı tarafın defterlerinde de kayıtlı olması gerekir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kuruluna göre“fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir.”(7)

15. HD. Bir kararında “ticari defterleri üzerinde usulüne uygun inceleme yaptırılması, leh ve aleyhe delil olabilme koşullarını belirleyen TTK.nun 82 ve izleyen maddelerine göre "delil" olarak kabulü halinde ve "akdi ilişkinin" varlığına yönelik davacı iddiasının kanıtlanmış olması durumunda da tüm iş bedelini tanımlayan ve davacı tarafından düzenlenen fatura, davalıya tebliğ olunmuş ve TTK.nun 23/2. maddesi gereğince tebliğinden, itibaren sekiz gün içinde davalı tarafından itiraz olunmamış ise, kapsamı kesinleşmiş olacağından tutarının "iş bedeli" olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Tafların belirtilen ticari defterlerinin incelenmesi sonucu; ticari defterlerle yanlar arasında kurulduğu ileri sürülen akdi ilişki kanıtlanamıyorsa, o takdirde de davacı yasal delil olarak "yemin" deliline dayanmış olduğundan, "akdi ilişkinin" kanıtlanmasına yönelik olarak, davalıya "yemin" önerisinde bulunabilme hakkı mahkemece hatırlatılmalı; bu kesin delil ile akdin taraflar arasında kurulmuş olduğunun kanıtlanmış olduğunun kabulü durumunda ise, az yukarıda açıklanan şekilde fatura tebliği hususu değerlendirilmeli, fatura kapsamı kesinleşmiş ise iş bedeli olarak kabul edilmeli ve varılacak sonuca göre mahkemece hüküm kurulmalıdır ( HUMK.nun madde 344, 354 )(8)*

Dava İİK.nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali istemiyle açılmıştır. Davalı borçlu icra takibine yaptığı itirazda ve mahkemeye verdiği cevap dilekçesinde davacıya hiçbir borcu bulunmadığını söylemiş ve akdi ilişkiyi inkar etmiş bulunmaktadır. Dava edilenin miktarına göre HUMK.nun 288. maddesi uyarınca akdi ilişkinin senetle ispat edilmesi gerekir. Dava konusu olayda yanlar arasında düzenlenmiş yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. İncelenen davacı defterlerinin kapanış tasdiklerinin bulunmaması nedeniyle sahibi lehine delil teşkil etmesi de mümkün değildir. Davalı ticari defterlerini ibraz etmemiş olup, davacı da münhasıran davalının ticari defterlerine dayanmamıştır. Yani delillerini bu yolda hasretmemiştir. Bu haliyle akdi ilişki senetle ispatlanmamış olup davacı dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığından davacının davalıya yemin teklifine hakkı olduğu hatırlatılıp sonucuna göre karar verilmelidir.  (9)*

Yargıtay 19. HD göre“Dava satılan mal bedelinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davalı savunmasında dava konusu emtiayı satın almadığını ve borcu bulunmadığını ileri sürerek akdi ilişkiyi inkar etmiştir. Mahkemece tarafların defterleri üzerinde yapılan incelemede davalı şirket defterlerinde, taraflar arasında mevcut ticari bir ilişkinin varlığına rastlanılmamıştır. Davacı kayıtlarında ise mal bedeline ilişkin olarak verilen fatura kaydedilmiş ve bedel olarak ta dava dışı şirket ortağı Ali B. tarafından keşide edilen çekin alındığı ve bunun karşılığının çıkmadığı belirlenmiştir. Bu durumda, faturanın ve çekin davacı defterlerinde kayıtlı olması akdi ilişkiyi ve alacağı kanıtlamaya yeterli olmadığı gözetilerek davacıya akdi ilişki ve malın davalı şirkete teslimi yönünden delilleri ibraz olanağı tanınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.! (10)*

Dava, satım akdine dayalı alacak davası olup, davalı akdi ilişkiyi inkar ettiğine göre, davacının öncelikle lastik satımı yolundaki akdi ilişkiyi HUMK.nun 288 ve devamı maddeleri hükmüne göre yazılı delille kanıtlaması gerekir. Fatura düzenlenmesi ve faturaların tebliğ edilip, TTK.nun 23. maddesine göre sekiz gün içinde itiraz edilmemiş olması akdi ilişkinin kanıtı olamaz. Bu itibarla, davalının muvafakati olmadığı halde, davacının tanıklarının beyanlarına dayanılarak davacının, davalıya lastik sattığının ve öte yandan davacının ticari defter kayıtlarının müstenidatı belgeler değerlendirilmeden akdi ilişkinin varlığının ve bilirkişi raporunda davacının defter kaydından 61.109.851 TL. alacaklı gözüktüğü belirtildiği halde, davanın aynen kabulü doğru görülmemiştir. Bu durumda yapılacak iş; öncelikle ticari defterler üzerinde de TTK.nun 82 ve devamı maddeleri hükümlerine göre bilirkişi incelemesi yaptırılmak ve taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığının kanıtlanması gerekir.(11)*

 

Ticari Defterlerin Delil Niteliği

 

Ticari defterler ticari davalarda diğer deliller ile birlikte delil olarak gösterilebileceği gibi, özellikle  taraflar arasında yazılı bir sözleşme yapılmadığı , akdi ilişkinin yazılı bir belge ile ispat edilememesi,  edimlerin ifasına ilişkin örneğin mal teslimi yada ödemelere dair bir belgenin sunulamaması durumunda  ticari defterlerin delil özelliği daha önem kazanmaktadır. Ticari davaların çözümünde ticari defterlerin önemi 6102 sayılı Türk  Ticaret Kanunu hazırlayanlarca iyice kavranamadığı kanaatindeyim. Çünkü böylesine önemli bir konu olan ticari defterlerin delil niteliği TTK düzenlenmesi son derece yerinde olurdu. HMK 222. maddesi bu eksikliği gidermek için kanun metnine sonradan eklenmesi  benim bu düşüncemi destekler niteliktedir. Ancak şu bir gerçektir ki tacirler arasında ki çıkan uyuşmazlıkların çoğu ticari defterlerin delil niteliği ile çözülmektedir.

a) Ticari defterler ticari  davalarda delil niteliği bulunmaktadır?

Öncelikle şunu belirtmemiz gerekir ki her dava da ticari deftere delil olarak dayanmak mümkün değildir. Ticari defterler ancak ticari davalarda delil niteliği kazanmaktadır. Bu durum HMK 222. maddesinin 2. fıkrasında “Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için” şeklinde düzenlemeyle açıkça belirtmiştir. Peki ticari davalar hangi davaları kapsar? Bunun için de TTK 4. maddesine bakmamız gerekir. Bu madde:

“Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;

a) Bu Kanunda,

b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,

c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,

d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,

e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,

f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,

öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.

(2) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir.”Düzenlemesi ile görüldüğü gibi bir davanın ticari dava sayılması için   her iki tarafının tacir olması, anlaşmazlığının konusu da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmalıdır. Bir başka anlatımla her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili değilse, taraflardan birinin faaliyet alanı TTK 11. maddesinde belirtildiği gibi ticari işletme kapsamında olmadığında  dava ticari dava sayılmayacaktır. Ayrıca davanın konusu Ticaret Kanunda düzenlenen hususlardan doğmuş olması durumunda dava ticari davadır. Bunun yanında TTK 4. maddesinin (b) fıkrasından (f) fıkrasına kadar sayılan diğer kanunlarda düzenlenmiş istisnai düzenlemelerde ticari davanın konusunu oluşturmaktadır. 

Ticari defterlerin ticari davalarda delil olmasının tek istisnası HMK 222/5 maddesinde yer almaktadır. 6100 sayılı HMK'un 222/5 maddesi uyarınca; dava açıldığında, davanın taraflarından biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir, ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Bu hüküm, taraflardan birinin delilini, tacir olan karşı tarafın ticari defterlerine hasretmesi halinde uygulanır.*

b)Ticari defterlerin mahkemece kendiliğinden incelenmesi

Ticari defterler,  ticari davalarda taraflarca delil olarak gösterileceği gibi mahkemece de defterlerin incelenmesine karar verilebilir. Bu durum HMK 222/1 maddesinde “Mahkeme ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verir” şeklinde belirtilmiştir. Şirketler TTK 64. maddesinde belirtilen ticari defterleri tutmak zorundadır. TTK 65. maddesine uygun şekilde de ticari işletmesi ile faaliyetlerini defterlerine işlemek zorundadır. Bu nedenle  ticari davalarda  tarafların defterlerinin mutlaka incelenmesi gerektiğini düşünmekteyim.

c) Her iki tarafın ticari defterlerinin birlikte incelenmesi

Ancak ticari defterler gerek taraflarca delil olarak gösterilsin gerekse mahkemece kendiliğinden inceleme kararı alınsın ticari defterin delil olması için  her iki tarafın ticari defterleri de incelenmelidir. (12)*

Bu konudaki bazı Yargıtay kararları:

“mahkemece de, yalnızca davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen ve davacının iddiasını doğrulayan bu rapora itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davalı yan, delil listesinde 'taraf defterleri'ne dayanmakla her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlara dayanmış olmaktadır. Ticari defterlerin delil olabilmesi koşulları TTK'nun 82. v.d. maddelerinde düzenlenmiş olup, ana kural incelemenin her iki tarafın defterleri üzerinde yapılmasıdır.  

Bu durumda, her iki taraf da tacir olduğundan, her iki tarafa ait defter ve bağlı kayıtların, ayrıca dava konusu taşımalara ilişkin davacı nezdindeki irsaliyelerin uzman bilirkişi marifeti ile incelenmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, sadece davacı tarafın defterleri incelenerek belirtilen şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.”(13)*

Taraflar tacir olup, davalı vekili davaya karşı verdiği cevap dilekçesinde müvekkilinin ticari defterlerine delil olarak dayanıldığını bildirmiş ve 16/3/2010 tarihli oturumda ise ticari defterleri dosyaya sunduğunu beyan etmiştir. Mahkemece davacı taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de, davalı defterleri incelenmemiştir. Bu durum karşısında mahkemece taraf ticari defterlerinin 1/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi uyarınca incelenip, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir.(14)*

Elbette mahkemenin açıklamalı ve ihtarlı tebliğine rağmen ticari defterin tarafların biri tarafından ibraz edilmemesi durumu bunun istisnasıdır. Bu durumda defterleri incelenen tarafın ticari defterlerinin hangi şartlarda delil olacağı ve defterlerini ibrazdan kaçınan tarafın katlanması gereken sonuçlar olacaktır. Bu durum her iki tarafın ticari defterleri delil olarak gösterilmesinde geçerli olacaktır. Ancak ispat külfeti kendisine düşen davacı davalı defterlerine dayanmamış ise davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunu davacı lehine değerlendirilmeyecektir.

Bu konuda ki Yargıtay 19. HD. Kararı:Ticari defterlerin delil olabilmesi için tarafların tacir olması TTK’nun 82 vd. madde hükümlerinde gösterilen şartların gerçekleşmesi gerekir. Bir tarafın ticari defterlerinin ibrazının istenebilmesi için iddiada bulunan kişinin TTK’nun 83. maddesi ve 6100 Sayılı HMK’nun 222 maddesi uyarınca münhasıran diğer tarafın defterlerine dayanması gerekir. Davacı, dava açarken davalının defterlerine dayanmadığından davalının ticari defterlerini hazır etmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Mahkemece bu yönler gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. (15)*

d)Ticari defterler Taktiri delil mi kesin(kati) delil mi?

Bir başka sorun da ticari defterlerin tanık anlatımları , bilirkişi raporları gibi takdiri delil mi olduğu yoksa senet , yemin gibi kesin (kati) delil mi olduğudur. HMK 222. maddesin de ticari defterlerin delil niteliğinden bahsederken   6762 sayılı TTK 82. maddesinin kenar yan başlığında olduğu gibi “kesin (kati) delil” den açıkça bahsetmemiştir. 6102 sayılı TTK da kesin delil olma hususunda bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak HMK 222. maddesini bir bütün olarak ele aldığımızda TTK 82. maddesinin hemen hemen aynen HMK 222. maddesinin 2. fıkrasında yer almış olması ve özellikle son fıkrasında ibraz edilmemenin sonucu karşı tarafın iddialarının ispat edilmiş sayılacağı, sonucu karşısında rahatlıkla ticari defterlerin ticari davalarda yasalarda belirtilen şartları taşıması durumunda yemin , senet gibi kesin delil teşkil edeceğini söyleyebiliriz. Ancak şu unutulmamalıdır ki defterlerde ki kayıtlar her zaman başka belgeler ile aksi ispat edilebilir.

Ticari defterlerin tacirler arasında ki ticari uyuşmazlıklarda delil olarak değerlendirilmesi 6762 sayılı TTK 82-86 maddeleri arasında  düzenlenmiş iken 6102 sayılı TTK da  Ticari defterlerin delil niteliği ayrıntılı olarak düzenlenmemiştir. Ancak 83. maddesinin 2. fıkrasında “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.” Şeklinde bir düzenleme ile yetinilmiştir. Ticari davalarda ticaret defterlerinin önemini tam olarak kavranmadığından ticari defterler artık delil olmayacaktır mantığı ile TTK bu düzenlemeye yer verilmemiştir. Ancak TTK  bu eksikliğin çoğu zaman ticari davaların tek çözüm yolunun ticari defterlerdeki kayıtlardan geçtiğini anlayan kanun koyucu   bu eksikliği gidermek için HMK 222. maddesi ile  düzenleme yapılmıştır. Madde incelendiğinde yürürlükten kaldırılan 6762 sayılı TTK 82-86 maddelerinin alınarak tek bir madde haline getirildiği görülecektir. Beklide tek  önemli değişiklik de 6762 sayılı TTK 83. maddesinde ki taraf yemininin yeni düzenlemeye alınmamış olmasıdır.  

HMK’nın Adalet Komisyonu raporunda;“Tasarıya, 225. maddesinden sonra gelmek üzere ticari defterlerin ibrazı ve delil olması ile ilgili olarak aşağıdaki gerekçelerle verilen önerge komisyonumuzca kabul edilmiş ve söz konusu madde, tasarıya yeni 228. madde olarak eklenmiştir. Türk Ticaret Kanunu’nun ticari defterlerle ispat konusunu düzenleyen 80. ile 86. maddeleri modern kanunlarda benzer hükümler yer almadığı gerekçesiyle Türk Ticaret Kanunu Tasarısına alınmamıştır. Bu durum uygulamada önemli bir sakınca yaratacaktır... ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlerin yürürlükten kaldırılması önemli bir boşluğa yol açacaktır. Bu nedenle, Türk Ticaret Kanunundaki yerleşmiş ve yaygın uygulaması olan ticari defterlerle ispat hükümlerinin yeni usul kanunumuza alınması ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısında muhafaza edilmesi gerekmiştir.”  Bu açıklama bizim bu düşüncemizi doğrulamaktadır. Maalesef HMK 222. maddesinde ki düzenleme yapılırken büyük bir hata yapılmıştır. 6762 sayılı TTK 85. maddesinde defterlerin sahibi lehine delil olması HMK 222/3 maddesi ile düzenlenirken 85. maddedeki ispat kuvvetini ortadan kaldıran durumlar  HMK 222. maddesinde ispat kuvveti olarak alınmış  “veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” gibi garip adaletsiz bir düzenleme yapılmıştır ki , bu konuyu aşağıda daha geniş açıklayacağız.

 

Ticari Defterlerin  Delil Olabilmesi İçin Gerekli Şartlar

Ticari defterlerin kesin delil olması için gereken genel şartları sıralayacak olursak:

1.  Uyuşmazlığın çıktığı işin yapıldığı tarihte her iki taraf da tacir sıfatına sahip olmalıdır.

2. Uyuşmazlık her iki tarafın da defterlerine geçirmesi gereken ortak bir ticari işten kaynaklanmalıdır.Bir başka deyişle uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmalıdır.(TTK 4. Mad)

3. Delil oluşturması istenen defterler kanuna uygun şekilde tutulmuş olmalıdır. Açılış ve kapanış kayıtlarının yapılmış olması gerekir. Bunun için her şeyden önce zorunlu tüm defterlerin tutulmuş olması gerekir. İşletmenin nitelik ve öneminin gerektirdiği defterler tutulmamışsa, yada kapanış kayıtları yapılmamışsa ismen sayılan zorunlu defter kayıtları ancak sahibi aleyhine delil teşkil edebilecektir.

4. Uyuşmazlık konusu işle ilgili olarak defterlere geçirilen tüm kayıtların birbirini doğrulamalıdır.

5. Karşı tarafın, ileri sürülen iddianın aksini kendi ticari defterleri veya diğer geçerli delillerle ispat edememiş olmalıdır.

 

Ticari Defterlerin Sahibi Lehinde Delil Olması

HMK 222/3 maddesinde ticari defterlerin sahibi lehinde delil olması şartlarını şu şekilde düzenlemiştir.“ İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz..”

HMK 222/3 maddesine göre ticari defterlerin sahibi lehine delil teşkil etmesi için gereken şartlar maddenin lafzi yorumuna göre şöyle sıralanabilir:

Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmalıdır. (HMK 222/2).

-   Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmamalıdır.

-   Diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinde   ilgili hususta hiç bir kayıt içermemelidir.

-   Diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamalıdır.

HMK 222. maddesinin en sıkıntılı , en tartışılacak bölümü üçüncü fıkrada belirtilen “veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” bölümüdür. Bu fıkra maddenin bütünü içinde açık bir çelişki arz etmektedir. Şöyle ki iki taraf defterinde ki kayıtların aynı olması ile diğer tarafın defterlerinde hiçbir kayıt olmaması aynı sonuç vermektedir. Bir başka deyişle davasını ispat külfeti altında olan kişinin kendi defterinde olan kayıtlar diğer tarafın usulüne uygun tutulmuş defterlerinde olmasa dahi bu onun lehine değerlendirilecektir. Bunun izahının yapılması mümkün olmadığı gibi adalete uygun olduğu da söylenemez. Bu anlaşılmaz durumun nasıl ortaya çıktığını anlamak için maddenin kaynağına bakılması yeterlidir. Bu fıkranın 6762 sayılı TTK 85. maddesinin alındığı görülmektedir. Bu madde de “Kanuna uygun bir surette tutulan ve birbirini teyit eden ticari defterlerin münderecatı sahibi lehine delil ittihaz olunur; şu kadar ki hasım tarafın keza kanuna uygun surette tutulmuş olan ve birbirlerini teyideden defterleri buna aykırı olur veya bu hususta hiçbir kaydı havi bulunmazsa yahut iddianın dayandığı kaydın aksi, vesika veya diğer muteber delillerle ispat edilirse sözü geçen kaydın ispat kuvveti kalmaz.” Görüldüğü gibi bu maddenin ilk cümlesinde defterlerin sahibi lehine delil olması düzenlenirken hemen arkasından lehe durumu ortadan kaldıracak hususlar sıralanmıştır. Buna göre karşı tarafın birbirini teyit eden defterlerinde, defterlere dayanan tarafın defterlerindeki kayıtlara aykırı   kayıt içermesi ya da hiçbir kayıt içermemesi yahut defterlere dayanan tarafın defterlerinde ki kayıtların aksi belgeler ile ispat edilir ise defterlerin delil kuvveti kalmaz denmektedir. Bu madde HMK 222. maddenin üçüncü fıkrasına konurken olumsuz olan kısımlar olumlu alınarak yani lehine delil olacağı belirtilerek büyük yanılgıya düşülmüştür. Bu bölümün maddeye sehven konulduğunu, ilk fırsatta da değiştirilmesi gerektiğini düşünmekteyim. Eğer yukarda ki üç no’lu bentte belirtildiği şekilde lafzı bir yorumla bu bölümü yorumlayıp uygulandığın da büyük haksızlıklar ortaya çıkacaktır. Her tacir, kendi ticari defterlerine (tamamen hayal mahsulü olsa bile) dilediği kayıtları geçirebilecek ve karsı taraf defterlerini usulüne uygun tutmuş olsa ve karsı tarafın defterlerinde aynı konuda hiçbir kayıt bulunmamış olsa bile, hayal mahsulü kayıtlara delil olarak dayanılabilecektir. Konuyu daha da somutlaştıracak olursak davacı olarak yer alan şirket davalı şirkete mal sattığını ve teslim ettiğini karşılığının ödenmediği gerekçesi ile alacak davası açtığında ve delil olarak sadece ticari defterleri gösterdiğinde davacının kendi defterleri ve karşı tarafın defterleri usulüne uygun tutulmuş olsa, ticari ilişki davalının kayıtlarında yer almasa,faturalar davalı defterinde kayıtlı olmasa dahi davacı kendi kayıtlarına göre davasını ispat etmiş sayılacaktır.Kanun koyucunun amacının da bu olmadığı bu ifadenin (isin mahiyetine ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun   hükümlerine de paralel olarak)“veya diğer tarafın ikinci fıkrada belirtilen şekilde tutulmuş defterlerini hiç ibraz etmemesi” seklinde anlaşılması gerektiği kanısındayım. (16)*

Bu önemli açıklamayı yaptıktan sonra ticari defterlerin sahibi lehine delil olması için gerekli şartları kanun koyucunun asıl amacı doğrultusun da şu şekilde ortaya koyabiliriz.

 

Defterlerin Sahibi Lehine Delil Olmasının Şartları

a) Defterlere dayanan tarafın kendi defterinde olması gereken şartlar

- İşletmenin mahiyet ve öneminin gerektirdiği bütün defterlerin tutulmuş olması gerekir.

- Ticari defterlerin   TTK’nun 64 ve 65 maddesine uygun olarak tutulması ve açılış ve kapanış kayıtları yapılmış olması gerekir.

- Bütün defterlerin kapsamının birbirini doğrulaması gerekir,

- Uyuşmazlığa konu alacak  defterlerde kayıtlı olmalıdır. (örneğin faturaya dayalı bir alacakta faturalar veresiye alacak  olarak kaydı yapılmalıdır.

Bu şartları taşıyan tarafın ticari defterleri kendi lehine delil teşkil edecektir. Ancak şu unutulmamalıdır ki tek taraflı olarak tutulan ticari defterler yukarıdaki şartları taşısa dahi tek başına kati delil olamayacaktır. Bu şartları taşıyan ticari defterlerin sahibi lehine delil olması için bazı şartların daha gerçekleşmesi gerekmektedir.Ticari davalarda ticari defterleri delil olarak değerlendirebilmek için her iki tarafında ticari defterlerinin incelenmesi gerekir. Bunun tek istisnası HMK 222/son maddesinde düzenlenen münhasıran (salt) karşı tarafın ticari defterlerine delil olarak dayanma durumudur.  Her iki tarafın ticari defterlerinin incelenmesi sonucu da bir tarafın ticari defterlerinin kendi lehine delil olarak değerlendirilmesi bir başka deyişle karara esas alınması için bazı şartların daha gerçekleşmesi gerekmektedir.

b) Diğer tarafın defterleri ile ilgili şartlardan bir yada birkaçının gerçekleşmesi gerekir.

Ticari defterleri delil olarak gösteren tarafın ticari defterlerinin kendi lehine değerlendirilmesi için kendi defterlerinde bulunması gereken şartları yukarıda saydık.  Bu şartların bulunmasında kendi lehine delil olarak değer kazanacaktır. Ancak  karşı tarafın aynı mahiyette tutulmuş usulüne uygun ticari defterleri bulunması durumunda ticari defterlere dayanan tarafın ticari defterlerindeki kayıtların tek başına lehine delil olduğunu savunmak mümkün değildir. Bu durumda aşağıdaki şartlardan birinin daha gerçekleşmesi durumunda defterdeki kayıtlar değer kazanacaktır.

Diğer tarafın defterleri usulüne uygun tutulmuş ise  defterleri delil olarak bildiren tarafın defter ve kayıtlarında yer alan kayıtların diğer tarafın defterlerinde de yer alması gerekmektedir.

Her iki tarafın defterleri de yasalara uygun utulmuş, açılış ve kapanış onayları yapılmış ise her biri kendi lehine delil olacağından  bir tarafın defterlerindeki kayıtların diğerinin defterlerinde bulunmadığı sürece değer kazanmayacaktır. Bu durumda defterlere dayanan taraf iddiaların başka belgeler ile ispat etmek durumunda kalacaktır. Örneğin faturaya  dayalı bir alacak yada itirazın iptali davasında  her iki tarafında ticari defterleri TTK 64 ve 65. maddelere uygun tutulmuş ise  davacının defterinde yer alan faturalar davalının defterlerinde de yer almadıkça davacı davalıya malı teslim ettiğini ispat etmiş sayılamaz. Aynı durum davalı içinde geçerlidir. Davalının iddia ettiği ödemeler davalının defterinde olduğu gibi davacı alacaklının defterlerinde de yer almamış ise bu ödeme savunması  bir hüküm ifade etmeyecektir

Diğer tarafın defterleri usulüne uygun tutulmamış olması

Ticari defterleri delil olarak gösteren tarafın kendi defterleri usulüne uygun tutulmuş ve alacağa konu faturalar kayıtlı ise davalının defterleri ise usulüne uygun tutulmamış yani açılış ve kapanış kayıtları olmadığında yada ticari defterleri birbirilerini teyit etmediğinde artık ticari defterlere dayanan tarafın defterleri kendi lehine delil olacaktır. Ancak şu ayrıntı gözden kaçırılmamalıdır. Diğer taraf ticari ilişkiyi kesin olarak reddediyor ve davacı kendi defter kayıtları dışında aradaki ticari ilişkinin emarelerine ilişkin hiçbir delil sunamamış ve diğer tarafın defterlerinde de hiçbir ticari ilişki kayıtları yer almıyorsa ticari defterlere delil olarak dayanan tarafın aradaki ticari ilişkiyi bir başka anlatımla akdi ilişkiyi davalının usulüne uygun olmayan ticari defterleri ile ispat ettiği söylenemez. Bu durumda hiç alakasız kişiler adına düzenlenecek faturalar nedeniyle sırf karşı tarafın defterlerinin usulüne uygun olmadığı gerekçesi ile ticari ilişkinin var sayıldığı örneğin malların teslim edildiği kabul edilir ise haksız kazançlara yol açılmış olacağı gözden kaçırılmamalıdır. Bu hususta Yargıtay uygulamaları da bizi desteklemektedir. Bu konu akdi ilişkinin ispatı sorunu başlığı altında yukarıda geniş şekilde izah ettik.

Her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmaması durumunda ancak HMK 222/4 maddesinde belirtildiği gibi her bir tarafın ancak aleyhine olan kayıtlar dikkate alınacaktır.

Diğer tarafın usulüne uygun tuttuğu defterdeki kayıtların defterlere dayanan tarafça başka deliller ve defterleri ile aksinin ispat etmiş olması  

Açılan bir  menfi tespit davasında her iki tarafın ticari defterleri usulüne uygun tutulmuş ve davalının defterlerinde faturaların ödenmediği kayıtlı olması durumunda davacı ödemeler ile ilgili bir makbuz, ibraname ile davalı tarafın defterlerinde ki ödenmedi kaydı aksini ispat edebilecektir. Bir başka anlatımla menfi tespit davasında davacı kendi defterlerindeki alacağın ödendiği yönündeki kayıtların lehine delil teşkil etmesi için karşı tarafın ticari defterlerinde ki ödenmediği kaydını belge ile çürütebilecektir.

Diğer tarafın hakimin verdiği kesin süre içinde defterini mahkemeye ibraz etmemiş olması  

Ticari  defterleri delil olarak gösteren tarafın ticari defterleri usulüne uygun tutulmuş ve alacağa dayanak faturalar da defterde kayıtlı ise davalıya TTK 83,  HMK 220 ve 222. maddelerine göre açıklamalı ve ihtarlı davetiye gönderilerek ticari defterlerini mahkemeye yada bilirkişi incelmesine ibraz etmesi istendiği halde davalı defterlerini ibraz etmemiş ise artık ticari defterlere delil olarak dayanan tarafın usulüne uygun ve alacağın kaynağını oluşturan kayıtları içeren ticari defterleri lehine kati delil teşkil edecektir.

Ancak ticari defterleri delil olarak gösteren tarafın ticari defterleri usulüne uygun olarak tutulmamış ise  davalı tarafın defterlerini ibraz etmemesi durumunda defterlerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Buna ilişkin davalıya  çıkarılacak ihtarlarda  da (örneğin ticari defterleri ibraz etmediğinizde faturaların defterde kayıtlı bulunduğunun kabul edileceği şeklinde) açıklamalar geçerli değildir. Davacının ticari defterleri usulüne uygun tutulması durumunda davalının ihtara rağmen defterlerini sunmaması ticari defterlere dayanan tarafından değer kazanacaktır.

Örnek Yargıtay Kararı:

“Davacı taraf münhasıran davalının ticari defterlerine dayanmamış olduğundan davalı tarafın defterlerini ibraz etme zorunluluğu bulunmamaktadır. Davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi hâlinde davacının usulüne uygun olmayan defterlerinin doğruluğunun kabul edileceğine dair ihtara davalı tarafın icabet etmemesi nedeniyle davacı defterlerinin içeriği doğru kabul edilemez. Mahkemece bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.”(17)*

 

Ticari Defterlerin Sahibi Aleyhinde Delil Olması

Tacir tutmak zorunda olduğu bütün defterleri tutmamış, tasdik ettirmemiş olsa bile tuttuğu mevcut defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil olarak kullanılabilir.

HMK 222/4. maddesine göre; “Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.” Bu fıkrayı yorumlar iken HMK 222. maddesini bir bütün olarak ela alıp o şekilde yorumlamak gerekecektir. HMK 222/3 fıkrasında “…defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.” Şeklinde ki düzenlemesi ile defterde ki kayıtların lehe ve aleyhe delillerinin birlikte değerlendirilmesi gerekecektir. Burada gerek ticari defterlere dayanan yani ispat külfeti kendisinde olan taraf gerekse karşı tarafın ticari defterleri kendisi aleyhine delil teşkil edebilir.  Açılış  veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil olur, kuralı gereğince davalının defterlerinde kayıtlı bulunan uyuşmazlık konusu faturaların aleyhine delil olacağının kabulü gerekir. Mahkemece, davalının defterine kaydetmekle içeriğini kabul etmiş sayıldığı dava konusu faturalara yönelik talep gözetilerek bir hüküm kurulması gerekir.(18)* 

 Aşağıdaki  Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı güzel bir örnektir.

 “Davacı alacaklının faturaya dayalı alacağını takip konusu yaptığı, davalı borçlunun ise savunmasını faturada gösterilen malları almadığına dayandırıp, bedellerinin ödendiğine ilişkin herhangi bir iddia yada savunma getirmediği; takip talebine konu faturaların delil olarak dayanılan taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak her iki taraf defterlerinin de kanunen aranan usullere uygun tutulmadığı dosya kapsamı ile belirgindir.

Yukarıda açıklandığı üzere, kesin delil niteliği taşıyan tarafların ticari defterleri; usulünce tutulmaları halinde taraflar lehine, usulsüz tutulmaları halinde ise usulsüz tutan taraf aleyhine delil teşkil edecektir.

Hal böyle olunca, davalının satın almadığını iddia ettiği mallara ilişkin faturalara yasal sürede itiraz etmemiş; yöntemince tasdik ettirmediği ticari defterlerine de bu faturaları kaydetmiş olmasına göre, davacının dayanağı faturalarda yer alan malların davalı tarafından satın alındığının kabulü gerekir. Diğer bir anlatımla, davalının, usulüne uygun tutulmamış defterleri kendisi aleyhine delil teşkil ettiğinden ve bu defterlerde takip dayanağı faturalar kayıtlı olduğundan, artık bu faturadaki malları satın almadığı yolundaki savunmasının dinlenmesine olanak bulunmamaktadır.

Davalının cevap dilekçesi içeriğinde ve aşamalardaki savunmalarında, sadece takip dayanağı faturaya konu malları satın almadığını ileri sürdüğü, herhangi bir şekilde ödeme iddiasında bulunmadığı açıktır. Davalı ödeme iddiasında bulunmadığına göre, olmayan bir iddianın ispatına yönelik olarak yemin yöneltme hakkı bulunduğunun hatırlatılmasına, yemin delili ve ispat yükü ile ilgili tartışmalara girilmesine de gerek bulunmamaktadır.

O halde, davalının fatura konusu malları satın almadığına dair savunmasının aksinin aleyhine kesin delil teşkil eden defter kayıtları ile kanıtlanmış olmasına; ödeme iddiasında bulunmadığı belirgin olan davalıya yemin deliline dayanma hakkının hatırlatılmasının gerekmemesine ve sonuçta delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.” (19)*

 

Taraflardan Birinin Münhasıran (salt) Karşı Tarafın Defterlerini Delil Olarak Göstermesi

Bir davada ispat yükü kendisine düşen taraf, iddiasını ispatlamak için diğer tarafın tuttuğu defterlere de dayanabilir. Bu durum HMK 222/son maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir. “Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” Taraflardan biri iddiasını sadece karşı tarafın defterleriyle ispat etmek istediğini beyan ederse, mahkeme karşı tarafa ticari defterlerini mahkemeye ibraz etmesi için kesin süre verir. İşte bu durum da karşı tarafın defterlerini ibraz etmesi ya da etmemesine göre doğuracağı sonuçları ayrı ayrı inceleyecek olursak.

a)Defterlerini ibraz etmesi istenen taraf, defterlerini ibraz ederse;

1-  İbraz edilen defterlerde, ileri sürülen iddia hakkında hiç bir kayıt yer almamışsa iddia ispat edilememiş sayılır. Başka bir delil de getirilemez ve dava reddedilir.

2-  İbraz edilen defterlerde sadece defter sahibinin aleyhine kayıt varsa, bu kayıt defter sahibi aleyhine kesin delil oluşturur. Defter sahibi bundan sonra kendi defterlerinde yer alan kayıtların aksini ancak başka bir kesin delille , örneğin borcunu ödemiş olduğunu karşı taraftan aldığı bir makbuzla ispat edebilir.

3-  İbraz edilen defterlerde, defter sahibinin hem lehine hem aleyhine kayıt varsa ve defterler kanuna uygun şekilde tutulmamışsa defterlerin sahibi lehine olan kayıtları dikkate alınmaz.

b) Defterlerini ibraz etmesi istenen taraf, defterlerini ibraz etmezse

Bu durum da HMK 222/son maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir.  “..karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır” Bu düzenlemeden anlaşıldığı üzere ispat külfeti kendisine düşen taraf doğrudan karşı tarafın defterlerini delil olarak göstermesi durumunda karşı tarafa defterlerini sunması için makul bir kesin süre verilir. Defterler bu süre içinde sunulmadığında defterleri ibrazdan kaçınmış sayılarak o defterlere dayanan taraf iddialarını ispat etmiş sayılır.

 

İki Taraf Ticari Defterlerinin de Delil Olarak Gösterilmesi 

 

İspat Külfeti kendisine düşen tarafın salt karşı tarafın ticari defterlerine dayanması durumunda defterlerin ibraz edilmesi durumunda defterdeki kayıtların nasıl sonuçlar  doğuracağı, ibraz edilmemesi durumunda delil olarak gösteren taraf lehine nasıl bir sonuç doğuracağı hususu HMK 222/son maddesinde açık bir şekilde düzenlenmiş iken iki tarafında ticari defterine delil olarak dayanıldığı durumlarda bir başka anlatımla açıkça salt karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmadığı durumlarda defterlerin ibraz edilmemesi karşısında nasıl değerlendirileceği hususu HMK 222. Maddesinde bir açıklık bulunmamaktadır. Bu durum uygulamada bir çok sorunu beraberinde getirmektedir. Ancak Yargıtay Genel Kurulunun ve dairelerin istikrar kazanmış uygulamaları ile bu sorunlar çözülmüştür. Artık istikrar kazanmış Yargıtay kararlarına uygulayıcılarında uyması bir zorunluluktur. Bu açıdan  defterlerin ibraz edilmemesi durumunda  HMK 220. Maddesi ile HMK 222. Maddesi arasında hangisinin uygulanacağı sorusuna bu kararlar ışık tutmuştur.  

Münhasıran diğer tarafın defterlerine açıkça delil olarak dayanılmayıp “ticari defterler incelendiğinde” “her iki tarafın ticari defterleri incelendiğinde” “defterler incelendiğinde” şeklinde  her iki tarafın ticari defterleri delil olarak gösterildiği durumda karşı taraf ticari defterlerini bilirkişi incelemesine ibraz etmez ise ticari defterleri delil olarak gösteren tarafın ticari defterleri nasıl değerlendirilecek? Bu konuyu birkaç başlık altında anlatmanın faydalı olacağı kanaatindeyim.

a)   Davacının defterleri incelenmiş ve yasalara uygun tutulmuş olması durumunda davalının defterlerini ibraz etmemesi

Ticari defterleri delil olarak gösteren davacı defterlerini ibraz etmiş ve bilirkişi tarafından incelenmesi sonucu defterlerin TTK 64. Maddeye uygun tutulduğu, faturaların defterlerde veresiye kayıtlı bulunduğu ve davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmesi durumunda davalının defterlerini ibraz etmemiş olması karşısında artık davacı iddiasını ispatlamış kabul edilecektir. Ancak bu sonuca varabilmek için davalıya TTK 83/2 maddesinin yollaması ile HMK 220. Maddesine uygun açıklamalı ihtarlı bir davetiye göndermek zorunludur. Eğer HMK 220. Maddesine uygun ihtar yapılmamış ise davalının defterlerini ibraz etmemesinden davacının faydalanması mümkün değildir. Bu durumlarda Yargıtay uygulamaları “HMK 220 maddesine uygun ihtar gönderildikten sonra davalı tarafın defterlerini ibraz edip etmemesine göre oluşacak duruma göre karar verilmesi gerektiği “ şeklinde karar bozularak gönderilmektedir.

6102 sayılı TTK 83. maddesinin ikinci fıkrasında ki “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.”  Şeklinde düzenlemesi ile HMK 219 ve 220. maddesine atıf yaptığı görülmektedir.

HMK 219. Maddesi “Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir. Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.”  Şeklindeki düzenlemesi delillerin ve ticari defterlerin mahkemeye ibraz edilmesindeki zorunluluk vurgulanmıştır.    

HMK 220/son maddesinde Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.”  Denmektedir.

Öncelikle bir hususu hemen belirtmemiz gerekir. 6102 sayılı TTK 83. maddesi ile getirilen düzenleme yeni bir düzenleme değildir. Yürürlükten kaldırılan 6762 sayılı   TTK da yer almaktadır. Bu kanunun 81. maddesinin “müşterek hükümler” başlığı ile “Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununun, muhasebeye muhtaç davalarda ihzari muamelelere ait hükümleriyle senetlerin ibrazı mecburiyetine dair olan hükümleri ticari işlerde dahi tatbik olunur.” şeklinde  6102 sayılı yasanın 83 maddesi aynen yer almaktadır.  Bu maddenin atıf yaptığı maddeler ise HUMK 330,331 ve 332. maddelerinde mevcut bu düzenlemeler HMK 219 ve 220. maddelerinde aynen yer almıştır. 

Buradan çıkaracağımız sonuç şudur: Davalı HMK 220. Maddesinin son fıkrası uyarınca kendisine yapılan ihtarlı tebligata rağmen ticari defterlerini sunmaması durumunda davacının ticari defterleri yasalara uygun tutulmuş , açılış ve kapanış onayları yapılmış, alacağa dayanak fatura yada belge ticari defterde kayıtlı ise HMK 220/son maddesinin “duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir”şeklindeki düzenlemesi karşısında davacının   ticari defterlerinde ki kayıtlar lehine değerlendirilecektir.

Somut bir örnek ile anlatacak olursak: Faturaya dayalı bir alacak talebinde bulunan ve ticari defterlere dayanmış olan davacı ticari defterleri incelenmiş TTK 64 ve 65. maddelerine uygun olarak tutulmuş ve faturalar veresiye olarak kaydı yapılmış davalı ise kendisine TTK 83/2 HMK 220. maddelerine göre açıklamalı ve ihtarlı olarak “kendisine verilen sürede ticari defterlerini  ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da ticari defterlerinin  elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre ticari defterlerinin  içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edilebileceği”  şeklinde tebligata rağmen ticari defterlerini sunmaz ise davacının usulüne uygun ticari defter ve kayıtları lehine delil olarak kabul edilip bu kapsamda karar verilecektir.

Bu düşünceyi destekleyen Yargıtay kararları:

Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, eş söyleyişle, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da, uyuşmazlığa 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 83/2. maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, HUMK.nun 330 ve ardından gelen maddelerindeki konuya ilişkin genel düzenlemelere tabidir.

HUMK.nun 332. maddesi,(6102 sayılı yasanın 220 maddesine tekabül etmektedir)bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngörmektedir.

Önemle vurgulanmalıdır ki; HUMK.nun 332. maddesindeki bu hüküm, taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde, ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulanır. Eş söyleyişle, belirtilen bu durumda ticari defterler de, HUMK.nun 330 ve sonraki maddeleri anlamında “vesika” niteliğindedir.

Öte yandan, ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen TTK. nun 82. maddesindeki hüküm, “I - Kati delil” şeklindeki kenar başlığı ile birlikte değerlendirildiğinde ve aynı Kanun’un 1474. maddesi uyarınca kenar başlıklarının metne dahil bulunduğu da gözetildiğinde; ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin (maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydıyla), kesin delil niteliğinde bulunduğunu öngörmektedir.

Anılan Kanunun 69. ve devamı maddeleri uyarınca da defterlerini yöntemince tasdik ettirmeyen tacirin bu gibi defterleri lehine delil olamaz. Ancak kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır.

6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)’nun 86. maddesine göre, taraflardan birinin defterleri kanuna uygun olup da, diğerininki olmaz veya hiç defteri bulunmaz yahut ibraz etmek istemezse; defterleri muntazam olan tacirin birbirini teyid eden defterlerindeki kayıtlar, diğeri aleyhine delil olur. Defterler usulüne uygun tutulmamış dahi olsa sahibi aleyhine delil teşkil edeceği kuşkusuzdur.

Somut uyuşmazlıkta davacı-alacaklı tarafından her iki tarafın ticari defterlerine açıkça delil olarak dayanılmasına rağmen mahkemece davalıya defterlerini ibraz etmesi, ticari defterlerin mahkemeye ibraz edilmemesi halinde HUMK’nun 321 ve TTK’nun 80, 83 ve 86. maddeleri uyarınca işlem yapılacağı hususu hatırlatılmak suretiyle kesin süre verilmemiş; bilirkişi incelemesi dosya kapsamındaki deliller ve davacı tarafın ticari defterleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.

Davalı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmamış olması halinde dahi kendisi aleyhine delil teşkil edeceği, takip konusu fatura ticari defterlere işlenmese dahi taraflar arasındaki ticari ilişki veya borç olarak kayıt bulunması halinde bu hususun davalı aleyhine delil teşkil edeceği hususu gözetilerek taraflar arasındaki hukuki ilişkinin varlığının kabulünün gerekeceği açıktır.

Hal böyle olunca mahkemece yapılması gereken; davacıya tüm delillerini hasretmek ve davalı tarafa, ticari defterlerini mahkemeye ibraz etmek üzere usulünce kesin süre verilerek, sonucuna göre yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda yapılacak değerlendirme ile karar vermekten ibarettir.” (20)*

Bu kararda bir başka soruna daha açıklık getirilmiştir. Davacı tarafın ticari defterleri usulüne uygun tutulmuş davalı tarafın ticari defterleri usulüne uygun tutulmamış olması  durumunda faturalar davalı defterinde kayıtlı olmasa dahi usulüne uygun tutulan davacı defterleri lehine delil olarak değerlendirilecek bu kapsamda karar verilecektir.

HMK 220. maddesinin uygulanmasına bir başka örnek Yargıtay Kararı:

“6100 sayılı HMK'un 222/5 maddesi uyarınca; dava açıldığında, davanın taraflarından biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir, ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Bu hüküm, taraflardan birinin delilini, tacir olan karşı tarafın ticari defterlerine hasretmesi halinde uygulanır. Eğer taraf, delilini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmeyerek, karşı tarafın ticari defterlerinin yanısıra başka delillere de dayanmışsa, HMK'un 222/5 hükmü değil, HMK'nun 220. maddesi uygulanır. Dolayısıyla uyuşmazlığa HMK'nun 222/5 maddesi ile getirilen yeni düzenleme ve olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nun 83/2. maddesindeki hüküm uygulanamaz. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.09.2006 tarihli ve 19-543/587 sayılı kararı)Davada, davacı 11.07.2011 tarihli delil listesinde delilini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmeyerek, karşı tarafın ticari defterlerinin yanısıra başka delillere de dayanmıştır. Bu durumda mahkemece, davalının defterlerini mahkemeye ibrazdan kaçınması nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 220. maddesi uyarınca işlem yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.” (21)* 

b)   Ticari defterleri delil olarak dayanan tarafın ticari defterleri yasalara uygun olmaması durumunda karşı tarafın defterlerini ibraz etmemesi durumu

Ticari defterlere delil olarak dayanan tarafın defterleri yasala uygun tutulmamış ise yani TTK 64 maddesinde belirtildiği gibi tutulması gereken defterler tutulmamış, açılış ve kapanış kayıtları onaylanmamış ise davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi artık davacı lehine değerlendirilemeyecektir. Çünkü ispat külfeti kendisinde olan taraf öncelikle ticari ilişkiyi yani mal sattığını ispat etmek zorundadır. Bunu HMK 200. Maddesinde belirtilen belgeler ile ispat etmemesi durumunda ticari defterlere dayanmış ise kendi defterlerinin lehine delil teşkil etmesi için HMK 222/3 maddesindeki yukarıda saydığımız şartları taşıması gerekir. Bu şartları taşımıyorsa lehine değerlendirilemez.

 

Sadece Kendi Ticari Defterlerinin Delil olarak Gösterilmesi

İspat külfeti kendisinde olan taraf sadece kendi defterlerini delil olarak göstermiş ise bir başka anlatımla kendi defterlerinin yanında davalının defterlerini de delil olarak göstermemiş ise davalının ticari defterlerinin ibraz edilmemesi davacı lehine değerlendirilemez. İspat külfeti kendisinde olan taraf öncelikle iddialarını usulüne uygun yazılı deliller ile ispat etmek zorundadır.

Bu konudaki Yargıtay kararı:

“Ticari defterlerin delil olabilmesi için tarafların tacir olması TTK’nun 82 vd. madde hükümlerinde gösterilen şartların gerçekleşmesi gerekir. Bir tarafın ticari defterlerinin ibrazının istenebilmesi için iddiada bulunan kişinin TTK’nun 83. maddesi ve 6100 Sayılı HMK’nun 222 maddesi uyarınca münhasıran diğer tarafın defterlerine dayanması gerekir. Davacı, dava açarken davalının defterlerine dayanmadığından davalının ticari defterlerini hazır etmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Mahkemece bu yönler gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.” (22)*   

Ticari Defterde Ki Kayıtların Dayanak Belgelerin İbraz Zorunluluğu

Ticari defterlerde ki kayıtların dayanak belgelerinin bulunması ticari defterlerin delil olmasında bir zorunluluk mudur? HMK 222. maddede bu yönde açıkça bir düzenleme yoktur. Ancak HMK 222. maddenin üçüncü fıkrasında yer alan “….diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması…” Düzenlemeleri karşısında şu tespitleri yapabiliriz. Karşı tarafın usulüne uygun tuttuğu defterlerinde ki kayıtlarla doğrulanmayan her kayıt mutlaka belgeler ile desteklenmelidir. Örneğin: Her iki tarafın usulüne uygun tutuğu ticari defterlerde alacaklının defterlerinde kayıtlı bulunan faturalar borçlunun defterinde kayıtlı değilse , bu faturalarda belirtilen malların teslimine ilişkin belgeler sunulmadığında bu kayıtlar hiçbir anlam ifade etmeyecektir. Diğer bir yönden borçlunun defterinde bulunan ödeme kayıtları alacaklının defterinde kayıtlı olmadığında mutlaka belgelerli ile ödemeler ispat edilmelidir. Böyle bir belge yoksa bu kayıtların hiç bir anlamı olmayacaktır.

Bu tür uyuşmazlıkları çözerken çıkış noktası öncelikle ispat külfetinin kimde olduğunu tespiti ile başlanmalıdır. Örneğin Borçlar Kanununun 182/2. maddesi gereğince, menkul satımında kural olarak, tarafların edimlerini aynı anda yerine getirdikleri varsayılır. Satışın yapılıp malın teslim edildiğini ve satışın veresiye yapıldığını davacının ispatlaması gerekir. Bir başka anlatımla bir alacak davasında mal sattığını iddia eden taraf karşı tarafın kabulünde değilse ispat külfeti öncelikle bu iddiayı öne sürendedir. İspatın konusu ise malın teslim edilmesidir. Malın teslim edildiği ispat edilememiş ise davalı borçlunun her hangi bir ispat külfeti altında olduğu söylenemez. Eğer alacaklı davacı malın teslimini sevk irsaliyesi ya da başkaca borçlunun imzasının içerir bir belge ile ispat ettiğinde bu kez teslim edilen malların bedelinin ödendiğini ispat külfeti davalı borçluya geçecektir. İşte ticari defterde ki kayıtları değerlendirirken ispat külfeti formülü çerçevesinde değerlendirmemiz bir çok problemi çözecektir.

Hukuk Genel Kurul Kararına göre“ davacı şirketin, davaya konu alacağın ilişkin bulunduğu 1997 yılı Yevmiye ve Envanter Defterlerinin kapanış tasdiklerinin bulunmadığı, uzman bilirkişilerce düzenlenen 23.9.1999 havale tarihli bilirkişi raporuyla saptanmış, davacı vekili de, bu rapora bir itirazı bulunmadığını 26.10.1999 tarihli duruşmada imzasıyla beyan etmiştir. Davacı vekilinin temyiz dilekçesi ekinde sunduğu 17.11.1999 tarihli noter belgesi de, ticari defterlerin tasdikini düzenleyen TTK. nun 69. maddesinde öngörülen usule uygun bir tasdiki ifade etmemektedir. Kaldı ki, defterlerinin davacı yararına delil olarak kabul edilebilmesi için, usulüne uygun tasdikin mevcut olması dahi tek başına yeterli değildir; defterlerdeki kayıtların dayanağını oluşturan belgelerin de mevcut olması ve yine TTK. nun ilgili diğer hükümlerinde aranan öteki koşulların da gerçekleşmiş bulunması şarttır. O halde, somut olayda anılan defterlerin TTK. nun 82. ve sonraki maddeleri anlamında davacı yararına delil oluşturmasına hukuken olanak yoktur.”(23)*

“O halde, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtları birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtlarının sahipleri aleyhine delil olacağının kabulü yönündeki ilkenin göz ardı edilerek sonuca gidilmiş olması doğru olmadığı gibi, davalı firmaların defterlerinde belirtilen iş avanslarına dayanak teşkil eden ödeme belgesi, makbuz, fatura vs. belgeler üzerinde inceleme yapılmamış olması da doğru değildir.” (24)* 

Bir tarafın ticari defterlerinin kanuna uygun tutulması diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi , usulüne uygun tutulmamış olması ya da tutması gereken defterleri tutmaması durumunda ise yukarıda izah ettiğimiz üzere ticari defterlerin sahibi lehine kesin(kati) delil oluşturacağından ayrıca defterdeki kayıtları başkaca yazılı belgeler ile ispat etmesine gerek bulunmamaktadır.

 

S O N U Ç   O L A R A K

 

Şu ana kadar ayrıntılı olarak açıkladığımız hususların bir özetini verecek olursak ; Tacirlerin yasalarda öngörülen ticari defterleri yasalara uygun şekilde tutmaları ve açılış ve kapanış kayıtlarını yaptırmaları gerekir. Tutulan bu defterler hakimin talep etmesi durumunda ibraz edilmelidir. Ticari defterlerin tutan tarafın lehine , karşı tarafın aleyhine delil teşkil etmesi için öncelikle kendi defterlerinin usulüne uygun tutulması ve iddia edilen kayıtları içermesi yanın da karşı tarafın ticari defterlerini ya hiç tutmaması ya da ibraz etmemesi veyahut ta ibraz etmiş olsa da usulüne uygun tutulmamış olması gerekir. Yani hem kendi defterinde bulunması gereken şartlar hem de karşı tarafın defterinde bulunması gereken şartların birlikte olması gerekir. Ticari defterler usulüne uygun tutulmamış olsa dahi tutan tarafın aleyhine delil olabilir. Ticari defterlerde ki kayıtlar diğer tarafın sunduğu yasalara uygun tutulmuş ticari defterlerinde yer almıyor ise mutlaka dayanak belgelerinin ibraz edilmesi gerekir. Böyle bir belge yoksa bu kayıtlar sahibi lehine delil oluşturmayacaktır. Keza her iki tarafın defterlerinin ibraz edilmesi ve usulüne uygun tutulması durumunda borçlunun kendi defterinde ki ödeme kayıtları karşı tarafın defterlerinde kayıtlı değil ise ödemelerini dayanakları belgeler(makbuz, bono, çek) ile ispat etmesi gerekir.. Bir taraf diğer tarafın defterlerine münhasıran yani sadece salt onun defterini delil olarak gösterebilir. Bu durumda diğer taraf defterlerini sunmamış ise defterlere dayanan taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Ancak sunulan defter incelmesinde deftere dayanan tarafın lehine kayıtlar içermiyorsa iddiasını ispat edememiş sayılır.

                         Hüseyin Tuztaş (Yargıtay Üyesi)

 KAYNAKÇA:

1-   6100 Sayılı HMK ,6102 Sayılı TTK ve 6762 Sayılı TTK

2-   Prof. Dr. Baki KURU .Hukuk Muhakemeleri Usulü Beşinci Baskı &30 Ticari Defterlerle     İspat 1676-1710 sayfalar.)

3-  Prof. Dr. Oğuz Kürşat. Ünal Türk Ticaret Kanununda ve Vergi Usul Kanununda Fatura ve İspat Kuvveti

4-  Ticari Uyuşmazlıklarda Ticari Defterlerin Kanıt Niteliği Doç. Dr. Hanifi AYBOĞA,   Marmara Üniversitesi Muhasebe Finansman Anabilim Dalı  Öğretim Üyesi

DİPNOTLAR:

(1)* YARGITAY Hukuk Genel Kurulu   13.07.2011   Tarih ESAS NO: 2011/19-426 KARAR NO: 2011/516 tarihli kararı. ( Prof. Dr. Baki KURU .Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt II sayfa 1677)

(2)* 19. Hukuk Dairesinin 04.04.2011 Tarih   2010/9865 esas   2011/4273 sayılı kararı

(3)* YHGK E. 1978/11-1147 K 1980/1418

(4)* Yargıtay 15. HD . 1994/1088, 1994/2327 K.

(5)* DOMANİÇ Ticaret Hukukunun Esasları, Genişletilmiş 4. Bası s. 192-193

(6)* Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu E:2001/1, K:2003/1 ,T:27.06.2003

(7)* Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu E:2001/1, K:2003/1 ,T:27.06.2003

(8)* 15. Hukuk Dairesi E:2004/1943, K:2004/5463 , T:27.10.2004

(9)* YARGITAY 15.Hukuk Dairesi E:2003/1396, K:2003/4458 ,T:01.10.2003

(10)* YARGITAY 19. Hukuk Dairesi E:2001/5945, K:2002/3145, T:29.04.2002

(11)* YARGITAY 19. Hukuk Dairesi E:1995/249, K:1995/712 , T:01.02.1995

(12)*( YARGITAY Hukuk Genel Kurulu 28.03.2012  ESAS NO: 2011/11-862 KARAR NO: 2012/251) 

(13)*(Yargıtay 11. HD. 12/09/2011 tarih   ESAS NO: 2010/1020 KARAR NO: 2011/10271)

(14)* (YARGITAY 19. Hukuk Dairesi  26.10.2011 Tarih Esas: 2011/3796 Karar: 2011/13273)

(15)* ( Yargıtay 19.HUKUK DAİRESİ 23.11.2011 Tarih Esas: 2011/4634 Karar: 2011/14565)

(16)* Hukuk Muhakemeleri Kanunu‘Nun Getirdiği Başlıca Yenilikler Prof. Dr. Baki KURU - Prof. Dr. Ali Cem BUDAK

(17)*(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi  ESAS NO: 2013/7479 ,KARAR NO:201310760 01.06.2013  sayılı kararında)

(18)* ( YARGITAY Hukuk Genel Kurulu 19.09.2012 Tarih ESAS NO: 2012/19-400 KARAR NO: 2012/581)

(19)*   (YARGITAY Hukuk Genel Kurulu ESAS NO: 2010/13-246 KARAR NO: 2010/267 sayı kararı)

(20)*(YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 28/03/2012 TARİH ESAS NO: 2011/11-862 KARAR NO: 2012/251 SAYILI KARARI)

(21)*(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 05.11.2012 Tarih Esas: 2012/9592 Karar: 2012/15940)

(22)*(Yargıtay 19.HUKUK DAİRESİ 23.11.2011 Tarih  Esas: 2011/4634 Karar: 2011/14565)

(23)* Hukuk Genel Kurulu E:2002/19-753, K:2002/661, T:02.10.2002

(24)*(YARGITAY 1. Hukuk Dairesi 19.11.2013  Tarih Esas: 2013/120 Karar: 2013/16148)

               Not:

Bu makalenin başka yerde yayınlanması için mutlaka yazarından izin alınması, bu makalenin her hangi bir kısmının kaynak gösterilmesi durumunda ise makaleye ve yazarına mutlaka atıf yapılması yasal zorunluluktur.  

 Bütün Bu anlattıklarımızı Bir Tabloda Görelim:

                           

 Davacı defter kayıtları

Davalı defter kayıtları

Sonuç

 

-  Usulüne uygun

-  Alacak kaydı var

- Tahsilât görünmüyor

- Usulüne uygun

- Aynı kayıtlar var

- Ödeme görünmüyor

Davacının defter kayıtlarını davalının defter kayıtları doğrulamaktadır. Davalının defterinde borç göründüğüne göre davalı ödemeyi belge ile ispat etmek zorundadır.

 

-  Usulüne Uygun

- Alacak Kaydı var

- Tahsilât görünmüyor

-  Usulüne uygun

-  Hiçbir kayıt yok

Her iki tarafın defterleri usulüne uygun olduğu   ve davalının defterleri davacının defterlerini doğrulamadığına göre davacı ticari ilişkiyi ispat edecek(Örneğin mal verdiğini irsaliye, teslim belgesi ile ispat edecek)

 

- Usulüne Uygun değil

-  Alacak kaydı var

- Tahsilât görünmüyor

-  Usulüne uygun

- Aynı kayıtlar var

- Ödeme görünüyor

Davalının defterlerinde davacının düzenlediği faturalar yada cari alacak kayıtlı ise bu davalının aleyhine delil teşkil eder. Ancak davalı defterleri usulüne uygun tutulduğu için lehine delil teşkil eder. Yani defterlerinde ki ödeme kaydı kendi lehine delil teşkil eder. Ödenmediğini davacı ispat edecektir.

 

- Usulüne uygun değil

-  Alacak kaydı var

- Tahsilât görünmüyor

- Usulüne uygun değil

-  Aynı kayıtlar var

- Ödeme görünmüyor

Her iki tarafın defterleri lehlerine delil teşkil etmez. HMK 222/4 maddesine göre usulsüz defterler sahibi aleyhine delil olur.  Davalının defterlerinde ki kayıtlı faturalar malın teslimine ilişkin delil olur ve ödediğini davalı belge ile ispat edecek.

 

- Usulüne uygun

- Fatura peşin kayıtlı

- Alacak görünmüyor.

- Usulüne uygun

- Fatura veresiye kayıtlı

- Sonradan ödendiği kayıtlı

Davacının defterleri kendi aleyhine delil teşkil eder. Fatura bedelinin ödenmediğini belge ise ispat etmek durumundadır.

 

- Usulüne Uygun

- Alacak kaydı var

- Tahsilât görünmüyor

- HMK 83/2 ,220/son ve 222. Maddelerine göre ihtarlı tebligat yapılmasına rağmen davalı defterlerini ibraz etmemiş.    

Bu durumda davacının usulüne uygun ticari defterleri HMK 220/son maddesine göre içeriği kabul edilebilir.

 

- Münhasıran davalının defterine dayanmış.

- Defter sunulmuş

-  Usulüne uygun

-  Kayıt yok

Davacı sadece davalı defterlerine dayanmış ve davacının alacağa dayanak yaptığı fatura ve belgeler davalı defterinde kayıtlı değilse davacı davasını ispat edememiştir.  

 

- Münhasıran davalının defterine dayanmış.

-  Defter sunulmuş

-  Usulüne uygun

- Kayıtlar var

-  Ödenmiş görünüyor.

Defterler usulüne uygun olduğundan defterlerde ki ödeme kaydı davalı lehine delil teşkil edecektir. Ödenmediğini başka yazılı belgeler ile davacı ispat etmek durumundadır.

 

-       Münhasıran davalının defterine dayanmış

-         Defter sunulmamış

HMK 222/son maddesine göre davacı iddialarını ispat etmiş sayılır.

-       Münhasıran davalının defterine dayanmış

-         Defter sunulmuş

-        Usulüne uygun değil

-         Kayıtlar var

-         Ödeme belgesi yok

Davalının defteri kendi aleyhine delil olur. Ödemelerini davalı başka yazılı belgeler ile ispat etmek zorundadır.

-  usulüne uygun değil

-  alacak kaydı var

- bir kısım tahsilat var

-  Usulüne uygun değil

-  Bir kısım kayıtlar var

-  Bir kısım ödeme belgesi var

Bu durumda HMK 222/4 maddesine göre davacı ve davalı defterlerinde kendi aleyhlerine olan kayıtlar çıkartılarak iddia ve savunmalara göre hangi tarafın neyi ispat etmesi gerektiği belirlenerek belgeleri sunması için buna ilişkin kesin süreli ara karar kurulmalıdır

 -Davacı sadece kendi defterini delil olarak göstermiş

-   Usulüne Uygun değil

-   Alacak kaydı var

 Defterlerini sunmamış

 Öncelikle aradaki akdi ilişkiyi davacı ispat etmek zorundadır. Davalı defterine münhasıran dayanmadığına davalı defterini delil olarak göstermediğine göre davalının defterlerini ibraz etmemesi davacı lehine değerlendirilemez.  

 

Ancak bu tablodan yararlanırken "her davanın kendine has yargılaması" olduğu gerçeğini de gözardı etmeyelim.

 

 

İTİRAZIN İPTALİ DAVALARI(Makale)

 

on 06 Mayıs 2012
Gösterim: 40546

Yorumlar  

#1 htuztas 29-03-2013 22:12
YEVMİYE DEFTERLERİ VE YÖNETİM KURULU KARAR DEFTERİ KAPANIŞ TASDİKLERİNE İLİŞKİN
TBMM'NİN 28.03.2013 TARİHİNDE KABUL ETTİĞİ YASA MADDELERİ

MADDE 78- 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 64 üncü
maddesinin üçüncü fıkrasının dördüncü cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Yevmiye defterinin kapanış onayı, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna
kadar, yönetim kurulu karar defterinin kapanış onayı ise izleyen faaliyet döneminin
birinci ayının sonuna kadar notere yaptırılır.

MADDE 90- Bu Kanunun;
a) 71 inci maddesi ile değiştirilmesi öngörülen 5957 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin
dördüncü fıkrası ve madde metninden çıkarılan beşinci fıkrasına ilişkin hükümleri
1/7/2013 tarihinde,
b) 78 inci maddesi ile değiştirilen 6102 sayılı Kanunun 64 üncü maddesinin üçüncü
fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan yevmiye defterinin kapanış onayına ilişkin
hüküm 1/1/2013 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde
c) Diğer maddeleri ise yayımı tarihinde,
yürürlüğe girer.
#2 htuztas 07-06-2013 15:54
T.C.
YARGITAY
15.HUKUK DAİRESİ

Esas Karar
-------- --------
2012/3951 2012/5426

Y A R G I T A Y İ L A M I

Mahkemesi : Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Tarihi : 26.10.2011
Numarası : 2010/296-2011/484
Davacı : Akgül Özel Güvenlik Hizm.Tic.Ltd.Şti. Vek.Av.Rüçhan Makbule Kara
Davalı : Pakpet Petrol Ürün.Gıda İnş.San.Tic.Ltd.Şti.Vek.Av.Mert Buharalıoğlu

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat Rüçhan Makbule Kara ile davalı vekili Avukat Mert Buharalıoğlu geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

- K A R A R -

Dava eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, bakiye iş bedelinin tahsili için yapılan ilâmsız icra takibine itirazın iptâli ve takibin devamı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın asıl alacak üzerinden kabulüne davalının icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulmasına dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında “Un Siloları Protokolü” başlıklı tarihsiz sözleşme ile un silosu yapımı konusunda akdî ilişki kurulmuştur. Sözleşmenin “Ödeme Şekli” başlıklı kısmından işin toplam bedelinin 220.000,00 TL olduğu anlaşılmaktadır. Davalı iş sahibi takip dayanağı 08.07.2009 tarih ve 947 nolu faturada yazılı malların kendilerine teslim edilmediğini ve bu faturanın defterlerinde kayıtlı olmadığını savunmaktadır. Davacı yüklenici tarafından sözkonusu faturanın davalıya tebliğ edilip 6762 Sayılı TTK’nın 23/II. maddesi gereğince itiraz edilmemesi sonucu içeriğinin kesinleştiği ileri sürülüp, kanıtlanmamıştır. Eser sözleşmesinden doğan ihtilâflarda kural olarak işin yapılıp teslim edildiği ve bedeline hak kazanıldığını kanıtlamak yükleniciye, bedelin ödendiğini ispatlamak ise iş sahibine aittir. Faturada yazılı malların davalı ya da yetkilisine teslim edildiği yasal delillerle kanıtlanamamıştır. Hükme esas alınan mali müşavir bilirkişi 05.04.2011 günlü raporunun sonuç kısmı 1. maddesinde kapanış tasdiki olmayan davacının yevmiye ve envanter defterinin sahibi lehine delil teşkil etmeyeceğini belirtmiştir. Yargılama sürecinde yürürlükte bulunan TTK’nın 83/II. maddesi gereğince kendi delillerine dayanmaktan vazgeçip karşı tarafın ticari defterlerinin içeriğini kabul edeceğine dair davacının beyanı bulunmadığı gibi 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nın 222/5. maddesi kapsamında bir açıklama ve talebi de mevcut değildir.
Somut olayda Bafra Asliye Hukuk Mahkemesi’ne yapılan talimat gereği ticari defterlerin ibrazı için çıkartılan davetiyenin tebliğ edildiği Cafer Kurt’un elemanı olmadığı davalı yanca savunulmuştur. Bilahare Cafer’in çalıştığı şirket davalı şirket ile birleşmiş ise tebligatın yapıldığı tarih itibariyle Cafer’in davalı şirketin elemanı olmadığı dosya kapsamındaki delillerle anlaşıldığından 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 12, 13 ve devamı maddelerinde gösterilen kişilere usulüne uygun yapılmadığından geçersizdir. Ayrıca TTK’nın 86. maddesi gereği ticari defterlerin ibrazından kaçınılması halinde diğer tarafın defterlerindeki kayıtların, defter ibraz etmekten kaçınan aleyhine delil teşkil edebilmesi için defterlerini sunan tarafın ticari defter ve kayıtlarının lehine delil teşkil edecek nitelikte olması da zorunludur.
Bu durumda mahkemece öncelikle davalı defterlerinin ibrazı için çıkartılan davetiyenin tebliği usulsüz olduğu ve TTK’nın 86. maddesindeki meşruhatın yazılması davacı defterlerinin lehine teşkil etmesinin mümkün bulunmaması sebebiyle doğru olmadığı ve hukuki sonuç doğurmayacağından davalıya defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun meşruhatlı davetiye tebliğ ettirilip ibrazı halinde konusunda uzman mali müşavir bilirkişi marifetiyle kayıt ve defterler üzerinde inceleme yaptırılması, davalının defterlerini ibrazdan kaçınması ya da davacının iddiasını doğrular kayıt bulunmaması halinde, sözleşme konusu un silo ya da silolarının bulunduğu mahalde konusunda uzman teknik bilirkişi ile birlikte keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak sözleşme konusu ve fatura içeriği işlerin yapılıp yapılmadığı ve davacı yüklenicinin faturada yazılı iş bedeline hak kazanıp kazanmadığı hususunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp sonucuna uygun bir karar verilmesi ve bu halde alacağın varlığı ile miktarı yargılama sonucu belirlenmiş olacağı ve likit sayılamayacağından davalının icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulmaması gerekirken, bu hususlar gözden kaçırılarak eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile davanın kabulü doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 900,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşması sırasında vekille temsil olunan davalıya verilmesine, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 16.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yorum Yapabilmek için Siteye Kayıt olmanız gereklidir.

Siteye Kayıt için Tıklayınız.